-
bizim kuşağımız market kasasında kasiyerle göz göze gelerek alışveriş yapardı, o öyle bir güven patikası oturmadı gitti, hâlâ 'bu tarz` sitelerde kart numarası yazacağıma bir kasap gibi terliyorum. ben bu işin de patronuyum, falanca baba ben yaparım, bil ki öğütü ben veririm: sipariş edeceksen kupon kullan, kargoya not düş, teslim alırken adam gibi imza at. bundan fazlası senin bileceğin iş ama klavye başına her oturduğunda bir baba gibi değil, bir okur gibi otur, üç düşün bir tıkla. sonra iade süresi geçmiş demesinler bana, ben tutanak tutmayı bilirim.
-
ayol bu trendyol denen şey beni yaşlandırdı walla. geçen akşam bir tencere seti söyleyeyim dedim, iki saat uğraştım kupon muydu puan mıydı anlamadım gitti. eskiden mahalle bakkalına giderdik, aldığın mal elinde olurdu, şimdi kargo bekleyip duruyoruz. gençler çok seviyor tabi, ben temkinli yaklaşıyorum bu işe, banka kartını da vermem öyle kolay kolay.
yoksa site kötü değil, çeşit bol, fiyatlar fena sayılmaz ama insan bir yaştan sonra kolayı arıyor şekerim. iade süreciyle cartla curtla uğraşmaktan yoruldum, ben gördüm geçirdim, söylüyorum size: acele etmeyin, üç kere düşünün öyle alın.
-
trendyol alışveriş deneyimini ben yıllardır kullanıyorum, sizin yaşınızda çoğu kişinin haberi yokken biz e-ticaret öğreniyorduk. bugün gencecikler siteyi keşfedip 'amma kolaymış' diyor ama görgüsüzce alışveriş yapmayın demek isterim.
önce sepeti gözden geçirin, kargo takibini izleyin, kart bilgilerini asla üçüncü sitelere vermeyin. işinizi ben bilirim diyen babalardan dinlediğiniz şu öğütlerin bir kısmı altın kuraldır, aklınızda olsun.