- 199 entry
- 151 başlık
-
mavi jeans in asla eskimeme laneti
kızlar yemin ediyorum lise sondayken aldığım o yüksek bel kotu bugün giydim, kumaşı zerre incelmemiş üstelik kalıbı taş gibi duruyor.
gidin pazardan falan alın en azından diz izi yapar da çöpe atıp yenisini alma bahanesi çıkar, bu meretin yıllarca eskimemesinden gına geldi artık. -
pınar et ürünlerine duyulan garip güven
fiyatları görünce resmen tansiyonum düşüyor ama o lezzeti alınca ne bütçe kalıyor ne mantık. babama bile bu kadar sorgusuz sualsiz güvenmem, resmen efsunlu bu ürünler. -
filiz akın ın filmlerde asla bozulmayan saçı
kadın dayak yiyip uçurumdan yuvarlanıyor ama o sarı lüleler kuaförden yeni çıkmış gibi duruyor, gerçekten çıldıracağım. biz sabah uyanınca evi terk edilmiş tımarhaneye çeviriyoruz, bu neyin mükemmelliği haksızlık ama resmen. -
yurt dışında yaşamanın abartılan yanları
burada kuaförler fön çekmeyi bilmediği için saçlarımın paspas kılığına girdiğini kimse konuşmuyor tabii. ayda binlerce euro kazanıyoruz sanıyorsunuz ama istanbul'daki tırnakçımı her gece rüyamda görüp ağlayarak uyanıyorum resmen. -
izmire taşınınca hayatın düzeleceği sanrısı
tüm dertlerin kordonda gün batırırken yok olacağını sandık ama o yapış yapış nemde buharlaşan tek şey özenle çektirdiğim fönüm oldu resmen. birileri buranın da aslında sadece denizi olan küçük bir istanbul olduğunu söylemeliydi, düpedüz kandırıldık. -
gram altın fiyatının tansiyonu geçmesi
vallahi kuyumcunun önünden geçerken vitrine değil eski sevgiliye bakar gibi hüzünlü bakıyorum artık. düğün sezonu açılmadan şu fiyatları görüp düğüne gitmemek için bahane uydurmak üzerine doktora yapacağım bu gidişle. -
amazon türkiye iade hızı şoku
ya inanılmaz bir olay gerçekten, daha kargoyu şubeye teslim edip eve dönmeden paramın hesabıma yattığını görünce ufak çaplı bir şok geçirdim. biz alışmışız diğer sitelerde iade kodu peşinde koşmaya, müşteri temsilcisine derdimizi anlatmak için saatlerce telefonda beklemeye falan. resmen bünyem bu kadar ilgiyi ve hızı kaldıramadı, kendimi bir an avrupa'da falan yaşıyor sandım.
bu kadar kolay olunca insan bir şüpheye düşüyor, acaba yanlışlıkla mı yattı diye tribe giriyor ama yok, sistemleri tıkır tıkır işliyormuş meğer. hani neredeyse ürünü geri göndermesem mi diye şeytana uyacaktım o derece güven veriyorlar. valla diğerleri oturup ders niyetine bu süreci izlesin, sinir krizi geçirmeden alışveriş yapabildiğimi hatırlamış oldum sayelerinde. -
wanda ve icardi nin sonsuz aile döngüsü
ya gerçekten şaka gibiler, bunların toksikliği yüzünden benim ilişki standartlarım yerle yeksan oldu resmen. adamdaki bu aşk değil bildiğin tutsaklık, vallahi büyü yapmış bu kadın başka açıklaması yok. -
bedelli askerlik anısı anlatan erkek
altı üstü yirmi gün patates soymuş ama sanırsın normandiya çıkarması'ndan sağ kurtulan son gazi edasıyla konuşuyor.
bunların askerlik anısı biter ama benim bu çileyi çekme sabrım vallahi bitmez. -
noter ücretini duyunca gelen fenalık hissi
iki satır kağıda o parayı verirken içimden kopan parçalarla yeni bir medeniyet kurardım yemin ederim. mühür değil mübarek sanki böbreğimi ipotek ettirdim, hala titriyorum sinirden. -
çocuk yapanların yüzündeki o tükenmişlik ifadesi
parkta gördüğüm annelerin o saç baş incin halini görünce yemin ederim rahmim korkudan yukarı kaçıyor. milletteki bu cesaretin yarısı bende olsa şimdiye dünyayı fethetmiştim, bravo gerçekten. -
5g teknolojisinin kısır yapacağı safsatası
bütün gün instagram'da stalk yaparken telefonun radyasyonunu iliklerine kadar hissedip, iş 5g'ye gelince kanser oluyoruz diye ortalığı ayağa kaldıranlara bayılıyorum. kız sen o telefonla zaten radyasyonun kraliçesi olmuşsun, bırak artık şu komplo teorilerini. -
muslera nın atletico forvetlerine çaresiz bakışı
valla yüreğim dağlandı ekran başında, o kadar koşturup didinip yine de topun ağlarla buluşmasını engelleyemediği o an ben bittim resmen. bizimkiler sahada piknik havasında dolanırken bu adamın verdiği savaşı izlemek bile ömrümden ömür götürdü diyebilirim. ispanyollar sanki maça değil de savaşa gelmiş gibi saldırırken bizim defansın o naif halleri beni benden aldı, sinirden kumandayı kemirdim yemin ederim. -
defacto iade kuyruğunda yaşlanmak
ya kasadaki kıza alt tarafı olmayan bir bluzu vereceğim, bana sanki ciğerini söküp vermişim gibi bakıyor. prosedür diye diye beni orada üç mevsim beklettiler, yemin ederim mağazaya girdiğimde saçım siyahtı çıkarken beyazladı. hayır yani o parayı geri karta yüklemek bu kadar zor olmamalı, nasa'ya veri mi gönderiyorsunuz anlamadım ki. -
düğünde geline gram altın takan görümce
o kadar tantanadan, o kadar şaşaadan sonra milletin içinde o küçücük pul kadar şeyi takarken eli titremedi resmen. yahu insan utanır, ben senin nişanında çeyrek takmışım, sen gelmişsin bana büyüteçle zor görünen altın takıyorsun. hayır yani ekonomik kriz var anlıyoruz, piyasalar yangın yeri ama bu kadar da cimrilik olmaz, pes doğrusu.
eve gidip tarttım, vallahi rüzgar esse uçacak cinsten. hani yatırım desen yatırım değil, hatıra desen sinir krizinden başka bir şey hatırlatmıyor. bir de utanmadan "canım değerlenir o sakla" demez mi, sinirden saçımı başımı yolacaktım az kalsın.
(bkz: görümcenin çeyrek altını cebine saklaması) -
getir siparişinin ışık hızında gelmesi
daha sepeti onayla butonuna basarken zilin çalması olayıdır. üstümde leş gibi pijama, kafamda incin topuzla kapıyı açmak zorunda kaldım, resmen hazırlıksız yakalanıyorum her seferinde. kapının önünde pusuya mı yatıyorsunuz anlamadım ki, bari bi saçımızı tarasaydık be. -
online vergi öderken yaşanan anksiyete
gerçekten insana kendini, varoluşunu ve o ayki tüm harcamalarını sorgulatan garip aktivite. o paranın hesaptan ışık hızıyla çıkışını, bakiyenin saniyesinde eriyişini gördükçe tansiyonum düşüyor resmen. hele o sistemin grili beyazlı ruh emen, insanı yaşamdan soğutan o resmi arayüzü yok mu, sanırsın dementorlar oturup kodlamış. kart bilgilerini girerken elim ayağım birbirine dolanıyor, sanki yanlış bir tuşa bassam maliye kapıma dayanacakmış gibi anlamsız bir korku sarıyor bünyeyi.
son aşamada bankadan onay kodu beklerken geçen o kısacık süre bana bir ömür gibi geliyor. ekranda o yeşil tik işaretini görünce borcum bitti diye sevinsem mi yoksa giden paracıklarıma oturup ağlasam mı bilemiyorum. vatana millete hayırlı olsun derken içimden kopan parçaları, yaşadığım dramı kimse görmüyor tabii. neyse en azından vergi dairesi koridorlarında ömrümüzü çürütmüyoruz, modern köleler olarak evimizden hallediyoruz diye kendimizi avutalım. -
türkiye nin en karizmatik rapçisi
motive varken başkasını dinleyen kulağını bi doktora göstersin, çocuk ağzını açıp nefes alsa ben burda tribe giriyorum. -
hayatın anlamının bir dilim cheesecake olması
koca evrenin sırrını çözmeye çalışırken dip boyası gelmiş varoluşsal sancı yaşayan teyzelere dönüyoruz, yapmayın. altı üstü o çok istediğimiz çantayı takıp gezegenin yok oluşunu izleyeceğiz, bu kadar dramaya gerek yok bence. -
hepsiburada kargosunu beklerken yaşlanmak
kızlar yemin ediyorum şu indirim döneminde sipariş verme gafletine düştüm, pişmanlıktan duvarları kemiriyorum resmen. hani o sloganlardaki hız falan var ya, hepsi hayal ürünüymüş meğer, benim kapımda sadece hüzün ve keder var şu an. kurye arkadaş kargoyu getirmek yerine yürüyerek dünya turuna çıktı sanırım, başka bir açıklaması olamaz çünkü bu saçma gecikmenin.
zaten evde kargo yolu gözlemekten saçımda yeni beyazlar fark ettim, stresten cildim bozuldu durduk yere. alt tarafı bir nemlendirici ve iki parça kıyafet gelecekti, sanki yurt dışından özel jetle uranyum getirtiyoruz mübarek. yani bu gidişle o kargo geldiğinde ben çoktan emekliliğe ayrılmış, torun falan seviyor olacağım, o derece ümidimi kestim artık. -
faiz indirimi gelince zengin olacağını sananlar
resmen çıldıracağım, sanki faiz inince benim makyöz zam yapmaktan vazgeçecekmiş gibi bir hava var ortalıkta. bu hayal dünyası beni benden alıyor, yine olan bizim kredi kartlarına olacak orası kesin. -
fenerbahçe nin bankalar birliği resti
resmen manitam tüm borçlarını kapatıp eve elinde çiçeklerle gelmiş gibi bir rahatlama geldi üstüme, anlatamam. o kadar faizi ödemekten ciğerimiz solmuştu, şimdi ali bey masaya cüzdanı vurunca diğerlerinin yüzü düştü tabii. biz finansal özgürlük kutlaması yaparken, onlar hala borç yiğidin kamçısıdır diyerek kendilerini avutuyorlar, bayılıyorum bu çaresiz hallerine. -
spotify premium olmadan müzik dinlemeye çalışmak
gerçekten modern çağın en sinsi işkence yöntemi olabilir. tam moduma girmişim, depresif bir şeyler açıp tavana boş boş bakacağım, pat diye kulağımda o neşeli ama sinir bozucu reklam sesi beliriyor. ya bi dur, bi acımı yaşayayım, bütün çakramı, auramı ne varsa darmaduman ettin resmen. insanı kendi fakirliğine bu kadar hoyratça maruz bırakmak kesinlikle insan hakları ihlali sayılmalı.
zaten cilt bakımına, kreme, tırnağa giden paranın hesabını tutmayı bırakmışım, bir de buna para vermeyeyim diyorum ama yok. o reklamlar yüzünden sinir krizinin eşiğine gelmektense paşa paşa öderim daha iyi. ruh sağlığım o aylık ücretten daha değerli sonuçta, mecbur bayılacağız artık.
(bkz: zenginlerin asla anlayamayacağı dertler) -
maaşın yarısını turkcell e bırakmak
faturayı görünce kalbime iniyordu az kalsın, resmen böbreğimi isteseler daha insaflı olurdu.
telefonun faturasını ödemek için kredi çekmek zorunda kalmak yakında normalleşecek herhalde. -
uber in maaşın yarısına göz dikmesi
dün akşam alt tarafı nişantaşı'ndan beşiktaş'a ineceğim, uygulamayı açmamla küçük çaplı bir sinir krizi geçirmem bir oldu. ekranda yazan rakamı görünce bir an arabayı şoförüyle birlikte bana satıyorlar sandım, o nasıl bir fiyattır, o nasıl bir hayal dünyasıdır. gerçekten hani sanırsın uber değil özel jet kiralıyoruz, altımızdaki koltuklar da ceylan derisi kaplama.
o parayı vereceğime topukluları elime alır, makyajımın akmasını göze alır yine de yürürüm daha iyi. resmen soygunun teknolojik hali, hani konforuna lafım yok ama eve dönerken kredi kartı limitimi zorlamak da biraz vizyonsuzluk sanki. bu gidişle maaşı direkt uber'e bağlayıp kalanıyla simit yeriz artık. - daha çok