- 194 entry
- 153 başlık
-
hayatın anlamının kusursuz bir fön olması
kuaförde saçımın uçlarından azıcık aldırıp resmen bir karış kısalmasını sinir kriziyle izlerken anladım ki bu evrenin tek gayesi kesinlikle o nemden asla bozulmayan kusursuz föne sahip olabilmektir. geri kalan tüm o derin felsefi buhranlar ve anlam arayışları filan sırf kendini kandırmaya çalışan çirkin insanların uydurması bence, kimse kusura bakmasın. -
bir kaşe için notere ev tapusu bırakmak
inanın o ufacık vekaletname için benden istedikleri parayı duyunca saç diplerimden tırnak uçlarıma kadar titredim, kasada sinirden ağlamamak için kendimi zor tuttum. alt tarafı iki satır kağıda bir mühür vurdular diye resmen pırlanta baget yüzük parası ödeyip çıktım, gerçekten inanılmaz bir yasal soygun. -
turkcell faturası görünce gelen fenalık hissi
sabah sabah tansiyonumu 18'e fırlatan durumdur. alt tarafı iki instagram'a baktık, flörtle konuştuk diye baz istasyonunun tapusunu üzerime yapsaydınız bari, bu nasıl bir rakam? gerçekten sinirden elim ayağım titriyor, bu gidişle faturayı ödemek için mecburen influencer olacağım.
(bkz: ocağa incir ağacı diken faturalar) -
mcdonalds drive thru sipariş verme gerginliği
arkadaki araba kornaya basacak diye panikten elim ayağım titriyor, o mikrofondaki cızırtıdan çalışanın ne dediğini asla anlamayıp sırf şu kaos bitsin diye rastgele evet evet diye bağırıyorum. sonuç olarak eve koca bir poşet dolusu ne olduğunu bilmediğim sos ve buz gibi patatesle döndüm, bu anksiyete yemin ederim ömür törpüsü. -
kurye kapıyı çalınca gelen kalp çarpıntısı
alt tarafı sipariş ettiğim rimeli getirdi ama adam zile basınca sanki evi narkotik basmış gibi elim ayağım birbirine dolanıyor yemin ederim. o beş saniyelik panikle üstüme giyecek bir şey ararken yaşadığım kalp krizini eski sevgilimin mesajını görünce bile yaşamadım ben. -
varoluş sancısının makyajla kapatılması
inanın bana o kadar maskaranın, o kadar rujun altında yatan tek gerçek eski sevgilimin vizyonsuzluğu kadar sığ bir hiçlik aslında. biz buraya acı çekmeye, indirim kovalayıp kendimizi bir anlığına prenses sanmaya gelmişiz, başka bir numarası yok. sabah uyan, kahveni iç, aynaya bak ve kozmetik sektörü daha da zengin olsun diye göz altındaki o morlukları kapatmaya çalış dur.
bazen diyorum ki her şeyi bırakayım, gidip ege'de bir sahil kasabasında domates yetiştireyim ama manikürüm bozulur diye o hayalden iki saniyede vazgeçiyorum. yani felsefe yapacağım diye boşuna kasmayın kızlar, bütün olay gece yarısı mutfakta fıstık ezmesi kaşıklamak ve ağlamaktan ibaret. gerisi tamamen hikaye, biz de o hikayedeki rimeli akmış figüranlarız. -
thy ikram sandviçindeki kaşarın şeffaflığı
inanılmaz bir mühendislik harikası gerçekten, o kaşarı o kadar ince kesebilmek için muhtemelen cern laboratuvarlarında özel lazer teknolojisi falan geliştirmişler. ekmeğin arasını açıp baktığımda peyniri göremedim, sadece varlığını hissettim resmen, ruh çağırma seansı gibiydi. hani o kadar bilet parasına bu vizyonsuzluk şaka mı yoksa bizi gizli bir sosyal deneye mi alet ediyorlar anlamadım. hostese sorsam şimdi bizim konseptimiz minimalist falan der diye korkup sustum valla. -
booking puanı 9 olup ahır çıkan otel
inanılmaz bir hayal kırıklığı, fotoğraflarda saray yavrusu gibi duran odayı görünce sinirden ağlayacaktım resmen. o kadar parayı sırf rutubet koklamak için verdik sanırım, şaka gibi gerçekten. -
ypg ile rejimin haseke flörtü
allah aşkına yine mi aynı senaryo, valla şiştim artık bu ikilinin toksik ilişki kıvamındaki hallerinden. göz göre göre gelen şeye stratejik deha muamelesi yapılmasına da ayrı tutuluyorum, resmen sinir krizinin eşiğindeyim.
(bkz: ortadoğu simülasyonunda sıradan bir gün) -
dolar yüzünden hayallerin ertelenmesi
sabah uyanıp kura bakınca benim tansiyonla kafa kafaya gittiğini gördüm, valla fenalık bastı artık. aldığımız üç kuruş parayla cilt bakımı bile lüks oldu, bu gidişle yüzümüze salatalık kabuğu yapıştırıp gezeceğiz. -
mng kargo takip ekranındaki gizemli durağanlık
sabahın köründe uyanıp o takip kodunu girmekten parmaklarım aşındı artık yemin ederim. hani güncelleme falan hak getire, kargom sanki şubede değil de kara delikte bekliyor mübarek. o 'transfer sürecinde' yazısı var ya, sanırsın mars'a koloni kurmaya gidiyor alt tarafı bir kozmetik siparişi, üç gündür aynı noktada sayıklıyor resmen.
müşteri hizmetlerini arasam ayrı dert, ulaşabilen bordo berelidir zaten. evde nöbet tutmaktan duvarlarla konuşmaya başladım, kapı çalsa kurye diye boynuna atlayacağım o raddeye geldim. hayır yani yürüyerek gidip alsam şimdiye on kere getirmiştim, bu neyin nazı neyin bekletmesi gerçekten aklım almıyor artık çıldıracağım. -
ron weasley gibi bir çapsızla evlenmek
dünyanın en zeki cadısı olup zamanı büken, trolleri deviren o zekayla gidip sürekli ağzı dolu konuşan ve tek vasfı harry'nin yancısı olmak olan o turuncu kafaya varman benim sinirlerimi aşırı yıprattı. cidden bu kızda aşkın gözü kör falan değil bildiğin mantık iflas etmiş durumda, resmen harcadı gül gibi kendini.
yazık ettin kendine hermione, valla çok yazık ettin. -
blutv yerli yapımları
içim çürüdü yemin ederim şu platformun dizilerini izlerken, o kadar kasvetli ve o kadar gri ki ruhum emildi resmen. hayır yani sanat filmi çekiyoruz havasına girmişler ama alt tarafı iki kişi bakışıp duruyor saatlerce. valla darlandım, açıp avrupa yakası izleyerek detoks yapıcam şimdi. -
demet akalın ın yeşil pasaport isyanı
gerçekten inanamıyorum, biz senelerce dirsek çürütüp memur olamıyoruz, kadın sadece havaalanında sıra beklememek için devlet erkanı muamelesi istiyor. o kadar markaya servet dökeceğine bas parayı al en hızlısından vizeyi, bizi niye dert sahibi yapıyorsun ki durduk yere. hayır yani sanki birleşmiş milletler toplantısına ülkeyi kurtarmaya gidiyor, alt tarafı milano'da iki story atıp dönecek. -
trendyol express kuryesinin haritadaki konumu
o haritadan kuryeyi izlerken yaşadığım gerilimi hitchcock filmlerinde yaşamadım desem yeridir. adam sokağın başına döndüğü an elim ayağıma dolaşıyor, sanki kargocu değil de senelerdir beklediğim beyaz atlı prens geliyormuş gibi bir heyecanla kapıda bekliyorum. diğer firmalar gibi paketi güvenliğe fırlatıp kaçmıyorlar, resmen elime tutuşturup gidiyorlar ki bu devirde buna alışık değiliz bünye reddediyor bu kadar ilgiyi.
bir keresinde sabahın köründe sipariş verdim akşdıbına kapıdaydı, hızı karşısında nutkum tutuldu gerçekten. hani o kadar alıştık ki süründürülmeye, kargom şubede bekletilmeye, "geldik yoktunuz" yalanlarına maruz kalmaya; bu arkadaşlar işini düzgün yapınca insan bir afallıyor, altında bir bit yeniği arıyor ister istemez. -
youtube premium almayıp reklam izleyen sabır taşı
gerçekten nasıl dayanıyorsunuz o bitmek bilmeyen 15 saniyelik varoluş sancılarına aklım almıyor, ben yanlışlıkla hesaptan çıkış yapınca araya giren o saçma sapan cilt kremi reklamında bile sinir krizi geçirip telefonu duvara fırlatmamak için zor duruyorum.
kendinize azıcık saygınız varsa o üç kuruşu verirsiniz, cidden o kadar vizyonsuzluğa ve eziyete hiç gerek yok. -
garanti bbva mobil
o yeşil cini her açışımda ekrandan fırlayıp cüzdanımı boşaltacakmış gibi hissediyorum, bu kadar gerilim bünyeye fazla.
(bkz: maaş yattığı gün bitmesi) -
bitaksi yüzünden sinir krizi geçirmek
valla flörtümden bildirim gelince değil de şu ekranda araç bulundu yazısını görünce kalbim çarpıyor, o seviyeye indim resmen. haritada 3 dakika yazıyor ama beyefendi gelene kadar benim fönüm düştü, beklemekten yüzümdeki fondöten kustu. bir de lütfedip gelmiş gibi arabada surat asıyor, sanki bedavaya taşıyor paşam, gerçekten katlanılacak dert değil. -
beko buzdolabının ölümsüz olması
benimkinin kapağını sinirden o kadar sert çarpıyorum ki normalde atomlarına ayrılması gerekirdi ama bana mısın demiyor, inatla soğutmaya devam ediyor arsız şey. resmen ilişkimizden daha sağlam temellere sahip, kıskanıyorum valla.
(bkz: nükleer sığınak olarak beko kullanmak) -
turkcell faturasını görünce gelen titreme hissi
yahu alt tarafı instagram'da iki reels izledik, bu nasıl bir rakamdır gerçekten aklım almıyor. düğün takısını bozdurup faturaya yatıracağız yakında, resmen ev kirasına ortak oldular. bari yanına bir de bedava xanax dağıtmak gibi bir kampanya yapsalardı tam olurdu, vallahi sinirden elim ayağım boşaldı. -
arçelik çamaşır makinesinin yürümesi
sıkma progrdıbına geçtiğinde banyoda boeing 747 kalkıyor sandığım, gürültüsü yetmezmiş gibi yerinden oynayıp kapıya yönelerek resmen evi terk etmek isteyen makinedir. servis buna normal deyince sinirden tansiyon ilacı aradım, biraz daha zorlasa koridoru aşıp salondaki misafirlere hoş geldiniz diyecek. -
ikea montaj ustasının dünyayı kurtaracak havası
gelen arkadaş elindeki matkabı öyle bir tutuyordu ki sanki pax dolabı değil de koca bir imparatorluğu yeniden inşa etmeye gelmiş.
hayatımda gördüğüm en karizmatik vida sıkma performansıydı, adam resmen parkeleri kutsadı gitti. -
aldatan erkeğin yakalanınca söylediği ilk yalan
o mesajı gördüğüm an beynimden aşağı kaynar sular döküldü ama beyefendi hala gözümün içine baka baka "o sadece iş arkadaşım saçmalama" diyerek beni paranoyak ilan etmeye kalktı. yahu gecenin köründe iş arkadaşına alevli emoji atan adamı da yiyeceksem ben bu yaşıma kadar boşuna yaşamışım, bari zekama hakaret etme be adam. -
serpme kahvaltıya servet ödeyen enayi
üç tane zeytinle market reçelini süslü minik tabaklara koyup önümüze atıyorlar, biz de boğaz manzarası göreceğiz diye bu soyguna seve seve ortak oluyoruz. cidden o paraya o marketi komple satın alırdım, yazık günah vallahi bize.
(bkz: hafta sonu kazıklanma keyfi) -
eski sevgilinin spotify listesini takip etmek
dünyanın en mazoşist aktivitesi olabilir, sabaha karşı o dinlediği leş gibi şarkıları anlık takip ederken resmen ruhum çekiliyor. adamın müzik zevki o kadar kötü ki ayrıldığımıza üzülmeyi bırakıp sadaka veresim geliyor gerçekten. bir de utanmadan 'sad vibes' diye liste yapmış, o vizyonsuzlukla acı çekmen bile komik duruyor be çocuğum. - daha çok