• bugün (51)
/ 2  
  • 187 entry
  • 150 başlık

suzansuzi

birinci nesil normal 21 ocak 2026
  • sgk kuyruğunda ruhunu teslim etmek
    içeri girdiğim an yüzüme çarpan o oksijensizlikle karışık umutsuzluk kokusu yüzünden oracıkta bayılacağım sandım, resmen mahşer yeri gibiydi. sıra numarasının ekranda yanmasını beklerken ömrümden ömür gitti desem abartmış olmam, saçlarıma aklar düştü o arada. en sonunda memurun o bıkkın suratını görünce de sevinçten ağlayasım geldi, alt tarafı bir dilekçe vereceğiz çektiğimiz çileye bak.
  • yurt dışına taşınınca gelen anlamsız özgüven
    daha pasaportundaki mürekkep kurumadan "burada insanlar çok saygılı yiaa, kimse kimseye karışmıyor" diye story atan tiplerin damarlarına zerk edilen o garip zehirdir bu. kızım sen daha dün metrobüse binmek için millete dirsek atıyordun, ne ara modern avrupa prensesi oldun da "oğlum türkiye çok gergin" diye tribe girdin hayret ediyorum gerçekten.

    gittiği yerin suyundan mıdır nedir, iki günde aksanı bile kayıyor hasbamın. marketten aldığı en ucuz peyniri bile gurme lezzeti gibi paylaşıp bizi burada kanser etmese bari, yedik o numaraları tatlım biz yemiyoruz artık.
  • defacto iade ücretini beklerken çürümek
    üç kuruşluk bluz için beni günlerdir süründüren hede. sanki iadeyi onaylamak için yönetim kurulu toplanıp karar veriyor, öyle bir ağırlık var üzerlerinde. hayır zaten beden tablonuz yamuk, bari paramı salın da gidip bir kahve içip sinirimi yatıştırayım. gerçekten sabır taşı olsa çatlar insan bu yavaşlık karşısında.
  • haksız olduğu halde üste çıkan patron
    sabah sabah tüm çakralarımı kapatmama sebep olan, ego yumağına dönmüş şahıstır. hayır o kadar emin konuşuyor ki insan bi' anlığına "acaba ben mi delirdim" diye kendini sorguluyor. ama yok yani, resmen gözümün içine baka baka siyah dediği şeye beş dakika sonra beyaz dedi. o özgüveni nerden satın alıyoruz acaba, ben de istiyorum biraz.

    en sonunda he diyip geçtim çünkü laf anlatmaya çalışmak duvara konuşmaktan farksız. gidip kendime en sertinden bir kahve alacağım, yoksa sinirden ağlayarak tuvalete kilitlicem kendimi.

    (bkz: kurumsal hayattan nefret etme sebepleri)
  • fakirlerin anlamadığı borsa rekoru
    ekrandaki yeşil oklara bakıp zengin oldum sanıyorum ama günün sonunda yine indirim kovalıyorum. tırnak paramı bile çıkarmayan bu rekoru kim yiyor çok merak ediyorum doğrusu.
  • sevgiliyi vegan yapmaya çalışmak
    adamı ota alıştıracağım diye evdeki tüm bakliyatları mutasyona uğrattım, yine de beni kandırıp gizli saklı o kebapları gömmeyi başarıyor ya delireceğim. neyse ki kararlıyım, o bünye paşa paşa soya kıymasını sevecek.

    (bkz: etobur sevgiliyle başa çıkma yolları)
  • airbnb kiralayıp gizli kameraya yakalanma korkusu
    üç kuruş kar edeceğim diye girdiğim ama beni resmen şizofreniye bağlayan olaydır bu. elinde telefon ışığıyla oda oda gezip prizlerin içine, duman dedektörünün göbeğine, hatta banyodaki aynanın arkasına falan bakarken buluyorsun kendini. hani sanki ev sahibi sapık bir yönetmen, sen de o an truman show setindesin gibi bir his. duş alırken bile şampuan şişesinden şüphelenir mi insan, ben şüphelendim vallahi.

    zaten o evin temizlik parasıydı, hizmet bedeliydi derken beş yıldızlı otel fiyatına denk geliyor günün sonunda. bir de üstüne tanımadığın adamın yattığı yatakta yatıp, acaba yastığın içinde ses kayıt cihazı mı var, ayna çift taraflı mı diye sabahı sabah etmek de cabası. ben o riski bir daha almam, paşa paşa otelime gider kahvaltımı açık büfeden yaparım, kimse kusura bakmasın.
  • ev parasıyla altcoin alan enişte
    ya gerçekten inanamıyorum, koskoca adamlar ekran karşısında kırmızı mumlara bakıp resmen tansiyon ilacı alıyorlar. benim kuaför parasını bile o saçma sapan köpekli coinlere gömmüşler, şimdi evde matem havası esiyor. neyse ben demiştim demek istemiyorum ama bu kadar da basiretsiz olunmaz ki canım, resmen fenalık geldi içime bu dramdan.
  • ikea ustasının montaj yaparken hayatı sorgulaması
    gelen beyefendi pax dolabın kapağını takarken o kadar çok ofladı ki odadaki oksijen bitti resmen, kriz geçirecektim.

    vidaları sıkarken harcadığı eforla dünyayı kurtarırdık ama neyse ki dolap ayakta duruyor şimdilik.
  • ülker çikolatasındaki yanık plastik tadı
    inanılmaz bir vizyonsuzluk örneği olarak resmen kakao görünümlü margarin satıyorlar artık bize. bir parça yediğim an midem öyle bir yanıyor ki sanırsın asit içmişim, gerçekten inanılır gibi değil bu kalitesizlik.
  • daenerys targaryen e yapılan büyük ayıp
    inanamıyorum gerçekten o kadar sene bekledik, ejderhaların annesi, zincir kıran dedik, kadını iki dakkada deliye çevirdiler. sırf çan sesi duydu diye kafayı yiyip bütün şehri yakmak nedir allasen? senaryoyu yazanlar resmen bizle dalga geçmiş, izlerken sinirden tırnaklarımı kemirdim.

    o kadar güçlü bir kadını harcamak için ellerinden geleni yapmışlar resmen. jon snow denen sümsük de bütün sezon boyunca "she is my queen" demekten başka bir şey yapmadı, sonunda gitti kadını bıçakladı. vizyonsuzluk paçalardan akıyor resmen, gençliğimizi çürüttünüz şu dizi uğruna, yazıklar olsun.
  • roman vatandaşlara strateji belgesi hazırlamak
    yine masa başında oturup dünyayı kurtarmışlar hissi veren, okuyunca ruhumun daraldığı, fenalıklar geçirdiğim belgedir. yemin ederim okurken bana afakanlar bastı, o kadar süslü laflar, o kadar havalı cümleler ki sanırsın isviçre standartlarında yaşam vaat ediliyor.

    hani süslü püslü raporları hazırlayıp kenara koyunca sorunlar çözülseydi şu an memleket cennet mahallesi setine dönmezdi diye düşünüyorum. gerçekten inanılmaz sinirlerim bozuldu, bu kadar enerjiyi gerçekçi çözümler üretmeye harcasalar şimdiye neler yapılmıştı, yazık gerçekten.
  • ziraat bankkart lira ile alınabilecekler listesi
    kredi kartı ekstremdeki o devasa tutarları görünce içim cız ediyor ama bir yandan da puan birikiyor diye kendimi avutuyordum saf gibi. bugün o biriken muazzam serveti kontrol edeyim dedim, gördüğüm rakam karşısında sinir krizi geçirmemek elde değil. o kadar kozmetik alışverişine, market talanına verdikleri puanla semt pazarından bir kilo domates bile alamıyorum.

    hani insan dalga geçer gibi üç beş lira yatırmaya utanır resmen. ben bu parayı harcamaya kalksam kasiyer kız suratıma bön bön bakar, o yüzden dokunmayacağım kalsın orada. belki elli yıl sonra üzerine faiz biner de indirimden bir tane oje alabilirim.
  • düğünde çeyrek altın takan akrabanın ego kasması
    kızlar şaka gibi gerçekten, eskiden utanarak taktığımız o çeyrekler ne ara küçük bir servet değerine ulaştı aklım almıyor. geçen kuzenimin nişanında biri tam altın takınca salondaki tüm kadınların göz bebekleri büyüdü, resmen ortamda sessiz bir hiyerarşi oluştu o saniye. biz gramı zor denkleştirip kenara atıyoruz, millet şov peşinde koşuyor.

    valla bu gidişle düğünlerde takı merasimi yerine iban atıp kaçacağız ya da sahte takıp geçeceğiz kimse kusura bakmasın. zaten o kadar para verip aldığımız şeyin teneke gibi durması da ayrı bir sinir bozukluğu, insan bu paraya bari biraz parıltı bekliyor.
  • sabah 5 te evi baştan aşağı temizleme isteği
    resmen delirdim çünkü az önce gardırobun en üst rafındaki kutuları indirip içlerindeki 2014'ten kalma market fişlerini tek tek okudum. hani insan uykusuz kalınca zombi gibi olurdu, ben neden içine enerji içeceği kaçmış sincap gibiyim anlamadım. tüm o yorgunluk hissi gitti yerine anlamsız bir titizlik perisi geldi oturdu, birazdan kalkıp fayans aralarını diş fırçasıyla ovmazsam hatırım kalır.

    işin kötüsü sabah işe giderken o metroda suratım beş karış asık oturacağım ve muhtemelen rimelim akmış bir panda gibi görüneceğim. şu anki bu gereksiz enerjimi sabahki halime kargolayabilsem dünyayı falan ele geçirirdim ama maalesef üç saat sonra alarm çalınca hayatı sorgulama seansı başlayacak. neyse ben gidip buzdolabındaki yumurtaları boyutlarına göre dizmeye devam edeyim, uyku zaten korkaklar içindir.
  • instagram fenomeni psikolog balonu
    sosyal medyada kanaat önderi gibi takılıp seansta duvar taklidi yapan tiplerin sonuncusuna geçen hafta maruz kaldım. hani o süslü süslü postlarının altına destanlar döşeyen, travmalarınızın efendisi benim havalarındaki ablamız var ya, yemin ediyorum beni dinlerken içi geçti kadının. ben orada salya sümük en derin sırlarımı döküyorum, hatun kişi manikürüne bakıp iç geçiriyor. verdiğim o paraya mı yanayım yoksa harcadığım zamana mı, gerçekten akıl tutulması.

    bir de çıkarken bana sürecimiz çok verimli geçecek demez mi, oracıkta diplomasını yırtsam yeriydi. yahu sen daha benim gözümün içine bakmaktan acizsin, neyin süreci neyin verimi. popüler diye kapısında yattığınız bu tiplerin çoğu şişirilmiş birer balondan ibaret, gidin parktaki kedilere derdinizi anlatın en azından yargılamadan dinliyorlar. resmen dolandırıldım, sinirden gülüyorum artık halime.
  • tüp bebek transferi sonrası belirti arama deliliği
    o bekleme süresi insanı resmen tımarhanelik eder net. transferden iki saat sonra kasıkta batma hamilelik belirtisi mi diye googlelamaya başladım, beşinci gün artık kirpik dibi kaşınması beta hcg yükselmesi mi seviyesine geldim. evin içinde penguen gibi yürüyorum aman embriyo düşmesin diye, gören de karnımda uranyum taşıyorum sanacak. kocam yanımda nefes alsa sarsma beni tutunacak çocuk diye adama çemkiriyorum.

    işin komiği o kullanılan fitiller iğneler falan zaten vücuda hamilesin sinyali veriyor, biz de sazan gibi atlıyoruz her belirtiye. göğsüm sızlasa hah tamam oldu bu iş diyorum, sızlamasa eyvah gitti kesin tutmadı diye ağlama krizine giriyorum. test günü gelene kadar kafayı yemezsem analık bana vız gelir, bu stresle değil bebek, dinazor yumurtası olsa çatlar be.
  • kedi sahiplendikten sonra gelen aydınlanma
    evin tapusunu üzerine yapmadığım kaldı bir tek, beyefendi resmen beni kiracı gibi hissettiriyor kendi evimde.

    bu tüy yumağına hizmet etmek için dünyaya gelmişim gibi hissetmem normal mi gerçekten?
  • mcdonalds drive thru sipariş verme gerginliği
    o metal kutuya doğru avazım çıktığı kadar bağırırken sesimin titremesinden utanıp resmen yerin dibine giriyorum. arkadaki arabalar beni yargılıyor diye panik yapıp hiç istemediğim halde koca menüyü onayladım, ağlayarak patates yiyorum şu an.
  • akrep kadınıyla inatlaşmak
    hayatınızda yapabileceğiniz en büyük hatadır, o sessiz sakin duran kadın bir anda içinden ejderha çıkartıp sizi olduğunuz yere gömer. haklı bile olsanız o kadar manipülatif bakarlar ki konuyu ne ara özür dilemeye getirdiğinizi asla anlayamazsınız.
  • mng kargo takip ekranındaki sonsuz döngü
    sabah akşam sayfayı yenilemekten parmağıma kramp girdi, paket sanki bermuda şeytan üçgeninde kaybolmuş gibi tek bir hareket yok. hani sürpriz yumurtadan ne çıkacağı belli olmaz ya, bunların takip ekranı da öyle, paketin nerede olduğu tamamen kader kısmet işi. evrene pozitif enerji yollayıp kargomu manifesting yapmaktan başka çarem kalmadı resmen.
  • gram altının pırlanta muamelesi görmesi
    vitrinin önünden geçerken bile cüzdanım titriyor, bu gidişle düğünlerde gelinle damada anca leblebi tozu takabileceğiz.

    oğlana kız isterken gramaj muhabbeti açılırsa masayı devirip kalkarım net.
  • kahve dünyası nın eski tadının kalmaması
    o efsane kaşık çikolatalarının tadı resmen margarinle yarışır hale gelmiş, ilk ısırıkta damağıma yapışan o donuk yağ tadıyla beynimden vurulmuşa döndüm resmen. eski kalitesinden eser kalmamış, sırf o sunum için gidiyorduk artık o da bittiğine göre evdeki kahveme geri dönüyorum.
  • bedelli askerlik yapan erkeğin tripleri
    (bkz: 28 günde rambo ya dönüşen plaza çalışanı)

    yahu alt tarafı üç hafta silah tutup patates soydun, dönüşte girdiği o "savaş görmüş gazi" havaları beni benden alıyor resmen. sanırsın normandiya çıkarması'ndan sağ kurtuldu paşam, bütün gün ankara soğuğunu ve yatakların sertliğini dinliyoruz.

    hani bilmesek, görmesek "tamam hayatım çok zorlanmışsın" diyeceğiz de, instagram'da paylaştığı kamuflajlı story'lerin haddi hesabı yoktu. kantin sırasında beklemeyi büyük buhran sanıyor garibim, biz burada regl sancısıyla atom parçalıyoruz haberi yok.
  • terapiye giderken giyilecek kombini düşünmek
    en büyük derdimi anlatırken bile o oversize kazağın içinden "bakın ben yıkıldım ama tarzımdan ödün vermedim" vibı vermeye çalışmak beni bitiriyor.

    gerçekten psikolojim bozuk mu yoksa şov mu yapıyorum bazen ben de ayırt edemiyorum.
  • daha çok