• bugün (49)
/ 2  
  1. mağazada denerken sanki bulutların üzerinde yürüyormuşsun gibi hissettirip kasaya koşturan, ancak ertesi gün işe giderken ayaklarına giydirdiğin şeyin aslında şık görünümlü birer mengene olduğunu fark ettiren trajik durum. o reyondaki spot ışıklarının altında "işte bu, hem ucuz hem de ayağımı hiç sıkmıyor" diye kendini kandırdığın o büyülü anın bedelini, gün sonunda serçe parmağındaki o devasa su toplanmasıyla acı acı ödüyorsun.

    eve gelip o ayakkabıları fırlatıp atınca anlıyorsun ki aslında ayağına beton döküp gezsen muhtemelen daha az yorulurdun. indirim sepetinden zafer kazanmış komutan edasıyla kapıp "iki sezon giyerim ne olacak sanki" dediğin o parça, daha ilk haftasında sana hayatı zindan edip bütün ofise topallayarak kahve almaya gidişini izlettirir, demedi demeyin kızlar.