• bugün (46)
/ 2  
  1. üç kuruşluk beyaz peyniri evde yesek yüzüne bakmayız ama o boğaz manzaralı mekanda (ki sadece karşı apartmanın çatısını ve egzoz dumanını görüyorsunuz) önümüze konunca bayıla bayıla yiyoruz. bir saat kapıda sıra bekleyip o minicik masada dirseğim yan masadaki adamın menemene girmesin diye şekilden şekle girerken resmen ömrümden ömür gitti, o reçellerin hepsi mi glikoz şurubu kokar, hepsi mi fabrikasyon olur, o bal-kaymak tabağına o kadar parayı nasıl istediler aklım çıkacak.

    garsona çay tazele demek için harcadığım eforla yemin ederim maraton koşardım, o kalabalıkta sesimi duyurana kadar ses tellerim iflas etti. hesabı öderken içimden kopan o parçaları, yaşadığım o derin hayal kırıklığını anlatmaya kelimeler yetmez, gerçekten o paraya semt pazarı satın alınırdı ama biz yine de haftaya başka bir yerde aynı işkenceyi çekeceğiz.