- 187 entry
- 146 başlık
-
köpeklerine kuantumla tuvalet eğitimi veren kitle
deneyimsözlük kızları delirdiniz mi siz gerçekten, minicik köpeklere bebek arabası alıp sabah akşam organik kinoa falan yediriyorsunuz. yemin ederim benim o vasıfsız narsist eski sevgilim bile bu hayatta o kadar el üstünde tutulmadı, aklımı çıldıracağım. sonra o kıymetli minik patiler gidip en pahalı ipek halınıza çişini yapınca da sinir krizleri geçirip hayvan pedagogu arıyorsunuz, allah aşkına biraz silkelenip kendinize gelin. -
kahve dünyası nın artık sadece ismi kalması
of gerçekten her gidişimde kendime bu kötülüğü neden yapıyorum bilmiyorum ama o çikolatalı kaşık bile kurtarmıyor artık durumu. eskiden bi havası vardı, şimdi bildiğin yanık çekirdek suyu içiyoruz dünya para verip.
resmen kalite yerlerde sürünüyor, o eski butik havadan eser kalmamış maalesef. -
atom bombası yese banamısın demeyen mavi jeans
ya arkadaş hani modası geçsin de atayım diye bekliyorum ama yok, kumaşı inatçı keçi gibi mübarek. geçen gün betona kapaklandım, dizim paramparça oldu kan revan içindeyim, paçamı sıyırıp baktım kotta bir tane çizik bile yok. yahu insan bari rengi solsun diye dua eder mi, ediyorum valla. resmen kıyamet kopsa üzerimde bu pantolonla iskelete dönüşeceğim o derece bir sağlamlık.
anneme yeni kot alacağım diyorum, kadıncağız haklı olarak üstündeki taş gibi daha neyine yetmiyor diye çemkiriyor. taş değil titanyum alaşımı sanki anacım, eskitemiyoruz biz bunu. hayır o kadar para verdik bari ağ kısmı falan aşınsaydı da bahanemiz olsaydı, o da yok. -
ptt kargo ile yaşlanmak
siparişi verdiğimde cildim ışıl ışıldı, kargom gelene kadar beklemekten yüzümde oluşan kaz ayakları için ayrı bir kreme ihtiyacım var artık. -
hermione granger ın ron weasley vizyonsuzluğu
dünyanın en zeki cadısı olup gidip ron weasley gibi bir vizyonsuzla evlenmesi beni gece gece yine sinir krizlerine sokuyor, gerçekten inanılır gibi değil. kızım sen o kadar kitap oku, iksir yap, harry’nin hayatını elli kere kurtar, sonra git ağzından tavuk budu eksik olmayan o duygusal zeka yoksunu kızıl kafaya aşık ol. viktor krum gibi bir ilah varken bu tercihi yapması resmen akademik başarı ile aşk hayatındaki zekanın ters orantılı olduğunun en büyük kanıtıdır.
yemin ederim rowling’in bize attığı en büyük kazık bu, başka açıklaması olamaz. hermione’nin o potansiyelini mutfakta büyüyle bulaşık yıkayan bir ev hanımına çevirmeleri yetmezmiş gibi bir de yanına ron'u yamadılar, vallahi içim şişti düşündükçe. -
uber faturasını görünce gelen fenalık hissi
geçen akşam bir yere gidelim dedik, uygulamayı açmamla kapatmam bir oldu resmen. o rakamları görünce insan gerçekten kendi böbreğini mi satsam diye düşünüyor, alt tarafı iki sokak öteye gideceğiz. hani bilmesem kraliyet ailesine özel araç tahsis edilmiş sanacağım, bu fiyatlar ne böyle allah aşkına. -
kocayı bim aktüel kuyruğuna göndermek
sabahın köründe kalkıp adamı dürterek zorla yolladım marketin kapısına. neymiş efendim o puantiyeli kek kalıpları bu sefer kesin bitecekmiş. valla adamcağız kapıda teyzelerle güreş tuttu mu naptı bilmiyorum ama elinde yarısı ezilmiş kutuyla döndüğünde savaştan çıkmış gibiydi. hayır anlamadığım şey, içerideki o kaos ortamında kim kimi ısırıyor da o pijama takımları falan saniyeler içinde tükeniyor aklım almıyor gerçekten.
bir de utanmadan hayatım şarjlı matkap da gelmişti onu da aradan çıkardım diyor. evde matkapla ne yapacaksak artık duvarları kevgire çevirecek herhalde beyefendi. neyse ki benim kek kalıbı kurtuldu ama o kalabalığın içinde teyzenin biri saçını çekmiş, yazık valla bu market indirimleri yüzünden evlilik birliğimiz temelinden sarsılacak yakında. -
airbnb ev sahibinin evi dikizlemesi
ucuz olsun, lokal deneyim yaşayalım diye girdiğiniz o tatlı maceranın bir anda netflix'teki seri katil belgesellerine dönme ihtimalidir. geçen tuttuğumuz o şirin evde adam resmen "bir ihtiyacınız olursa yan dairedeyim" dedi ama gece yarısı kapının önünde bir karartı gördüm, korkudan kapının arkasına valizi, sandalyeyi, ne bulduysam dayayıp uyudum bütün tatil zehir oldu.
zaten o yastıklardaki ucuz yumuşatıcı kokusunun altına sinmiş o tuhaf, tanımlanamayan rutubet ve yabancı insan kokusu burnunuza geldiği an olayın romantizmi bitiyor, yerini "acaba banyodaki aynanın arkasında kamera var mıdır" paranoyasına bırakıyor. otel lobisinin o soğuk ve mesafeli güvenliğini mumla aratan, insana yatağın altında biri mi saklanıyor diye düşündürten o gerginlik hissi paha biçilemez gerçekten. -
trabzonsporlu sevgili vs beşiktaşlı sevgili
beşiktaşlısı en azından bi' istanbul beyefendisi taklidi yapıyor, yersin yemezsin o ayrı konu. diğeri maç izlerken sinirden evdeki tüm vazolarımı kırdığı için beşiktaşlı olanı net alır diyorum. -
ev kızı olma yolunda emin adımlarla ilerlemek
artık linkedin'deki sahte plaza mutluluklarını görmekten midem bulandığı için kariyer planımı iptal ettim kızlar. iki diplomayla evde oturup müge anlı izlerken çekirdek çitliyorum, annem de torun seveceği yerde benim depresyonumu seviyor. cidden bu gidişle cv'me en büyük başarısı olarak 'kusursuz zeytinyağlı sarmak' yazıp görücü usulü koca arayışına çıkacağım. -
sunexpress kabin bagajı tartma terörü
inanılmaz bir olay yaşadım kızlar, hani biz tatile giderken o valize bütün evi sığdırmaya çalışırız ya, heh işte bu şirket buna resmen savaş açmış durumda. kontuardaki görevli kıza saçımı savurup gülümseyerek geçmeye çalıştım ama nafile, sanki atom bombası taşıyormuşum gibi o minnacık makyaj çantamı bile tarttılar. o kadar kıyafeti üst üste giyip michelin lastik adamı gibi uçağa binmek zorunda kaldım, rezillik diz boyuydu.
bir de utanmadan o ekstra kilolar için istedikleri parayla gidip yeni bir uçak bileti alırsın, şaka gibi ama gerçek. yani yanınıza sadece bir adet bikini ve güneş gözlüğü alacaksanız ne ala, yoksa havaalanında sinir krizi geçirmeniz garanti, benden söylemesi tatlım. -
bankkart lira ile alınabilecek şeyler
dünyanın harcamasını yapıp sonunda bir paket ıslak mendil alacak kadar biriktirebildim, bu cömertlik karşısında gözlerim doldu resmen.
sadaka kutusuna atsam parayı geri fırlatırlar, o derece komik rakamlar veriyorlar. -
trendyol kargo bedava olsun diye sepet doldurmak
üç liralık kargo parası vermemek için ihtiyacım olmayan ne varsa alıp evin bir odasını antrepo gibi koliyle doldurdum resmen. kurye çocuk artık kapıyı çalarken halime acıyarak bakıyor, yakında beni de o kolilerden birine sarıp iade edecekler diye korkuyorum. -
çocuk yapmayı dünyanın en büyük başarısı sanmak
hani böyle instagram hesaplarında bej rengi kıyafetler giydirip, elinde organik kemik suyuyla poz verenler var ya, heh işte olay o sahneden ibaret değil kızlar. bunu size sabahın köründe yüzüne kusulmuş ve üç gündür saçını tarayamamış biri olarak söylüyorum. nobel fizik ödülü almış gibi ortalarda kasım kasım gezmenize gerek yok, alt tarafı dna kopyaladınız, amip bile bölünüyor yani o kadar da abartmayın.
hayatınızın tam orta yerine pimi çekilmiş sevimli bir el bombası bırakmak gibi bir şey bu süreç. o minnoş ayaklar büyüyünce evin dekorasyonunu baştan aşağı kemiriyor, o uykusuz gecelerde göz altlarınız torba torba olurken analık ne kutsal şey masalları pek bir işe yaramıyor. yapacaksanız deliliğe övgü niyetine yapın ama sakın ola o sosyal medyadaki mükemmel hayat illüzyonuna kanıp gaza gelmeyin, sonra o kadar estetiğe rağmen çöküyorsunuz, terapist parası da cabası. -
kırmızı bayrakları konfeti sanmak
adam bildiğin yürüyen narsist, ağzından çıkan her kelime manipülasyon kokuyor ama ben tutmuşum "bu sefer düzelir, özünde çok iyi biri" diye kendimi avutuyorum. resmen gözüme sokulan o devasa uyarı levhalarını kutlama süsü zannedip halay çekmediğim kaldı.
telefonumun şifresini istemesini bile kıskanılmak zannedip sevinen o zavallı halime şu an oturup ağlamak istiyorum. ruhumu emdi bitirdi, posamı çıkardı ama sorsan "tutkulu ilişki" yaşıyoruz. allah akıl fikir versin bana, başka da bir şey demiyorum. -
nvi nin randevu vermemeye yemin etmesi
kuaför randevusu bulmak bile bundan daha kolaydı, günlerdir sayfayı yenilemekten ciğerim soldu resmen. bu gidişle ehliyeti ancak torunlarıma miras bırakabileceğim, yemin ederim o sayfadaki gri kutucukları rüyamda görüyorum artık. -
online vergi öderken sistem hatası almak
kullanıcı dostu arayüzü(!) ile beni benden alan, her "öde" butonuna bastığımda tansiyonumu fırlatan eylem. yemin ederim korku filmi izlerken bu kadar gerilmiyorum. alt tarafı mtv yatıracağız, sanki gizli görevle pentagon'a sızıyoruz. o güvenlik kodu kutucuğunu okuyana kadar zaten gençliğim çürüdü, gözlerim bozuldu.
bir de işlemin sonunda o meşhur dönen tekerlek yok mu, hani sonsuza kadar dönüp asla sonuç vermeyen... hah işte o noktada saçımı başımı yolasım geliyor. karttan para çekildi mi, borç silindi mi asla belli değil. gerçekten tebrik ediyorum, insanı borcunu ödediğine pişman etmek büyük başarı. -
siparişin yolda görünüp asla gelmemesi
haritada motor ikonunun evimin etrafında keyif turu atmasını izlerken sinir krizleri geçiriyorum resmen. açlıktan bayılmama saniyeler kala o zil çalmazsa ortalığı birbirine katacağım, bu ne sorumsuzluk gerçekten inanılır gibi değil. -
burger king soğan halkasındaki pişmanlık hissi
allahım o nasıl bir vizyonsuzluktur, o nasıl bir püre kıvamıdır anlatamam. resmen mideme kireç dökmüşler gibi bir ağırlık çöktü. bir de utanmadan menüye dev puntolarla 'çıtır lezzet' yazıyorlar, neresi çıtır bunun? bildiğin ıslak bez yiyorum sanki. o soğan halkası denilen şeyin soğanla uzaktan yakından alakası yok, galeta ununa bulanmış saf hüzün yiyorum sandım.
o ilk ısırıkta gelen vıcık yağ tadıyla beraber damarlarımın tıkandığını, ömrümden en az iki sene gittiğini hissettim. diyete başlayacağım pazartesi öncesi yapılacak en büyük hataydı bu, o verdiğim paraya mı yanayım yoksa şu an yaşadığım mide yanmasına mı bilemedim. bir daha o kapıdan içeri girersem ne olayım. -
10 yıl giyilen mavi jeans efsanesi
o kadar para döküp aldığım inditex grubu ürünleri iki yıkamada kendini salarken bu inatla taş gibi kalıyor, resmen sinirlerimi bozmaya ant içmiş.
evladiyelik diye buna denir, benim diyen koca bu kadar kahrımı çekmezdi yemin ederim, pes. -
popeyes biscuit in boğazda düğümlenmesi
ya gerçekten o taş gibi şeyi yerken hayatım film şeridi gibi gözümün önünden geçti resmen, nasıl bir kuruluktur bu yarabbim. sırf o boğulma hissi geçsin diye aldığım kolayı tek dikişte bitirdim, resmen çölde susuz kalmak simülasyonu yaşatıyorlar insana her şubede. insan bir sos falan koyar, kupkuru un yiyoruz bildiğin.
(bkz: popeyes biscuit yiyip hayatta kalanlar) -
ypg ile esad ın haseke flörtü
inanılmaz bir olaydır. hani bunlar biz şöyleyiz böyleyiz, kimseye eyvallahımız yok diye ortalarda geziyordu? sıkışınca hemen eski sevgiliye, yani esad'a koşmuşlar resmen. yemin ederim şu ortadoğu siyaseti benim eski manitamın gelgitli hallerinden daha beter, bir gün küs bir gün barışık ne yaptıkları belli değil.
paşa paşa haseke'yi teslim etmeleri de ayrı bir komedi. o kadar tantana, o kadar şov yaptıktan sonra anahtarı paspasın altına bırakıp kaçmışlar gibi bir hava var. kız bunlar resmen günü kurtarmak için bütün tuşlara basıyor, olan yine orada yaşayan gariban halka olacak ama neyse, biz çekirdeğimizi aldık izliyoruz bakalım sonu nereye varacak bu toksik ilişkinin. -
migros a sadece süt almak için girip batmak
gerçekten inanamıyorum kendime, alt tarafı sabah kahveme süt alacaktım, yemin ederim niyetim sadece buydu. ama o turuncu indirim etiketleri var ya, resmen hipnoz ediyor insanı. bir anda kendimi avokadoların yumuşaklığını test ederken, oradan da asla ihtiyacım olmayan o bambu kesme tahtasını incelerken buldum. sanki evde üç yıllık deterjan stoğum yokmuş gibi dev boy yumuşatıcıyı kucağıma almam tam bir akıl tutulmasıydı.
kasaya geldiğimde sepette üç çeşit gurme peynir, indirimde diye aldığım abuk subuk mutfak gereçleri ve o dev deterjan duruyordu. kasiyer kıza money kartı uzatırken ellerim titredi resmen, o bip sesi hala beynimde yankılanıyor. işin en trajikomik kısmı, eve gelince fark ettim ki sütü almayı unutmuşum. bu market benim finansal çöküşüm olacak, kredi kartım köşede sessizce ağlıyor şu an. -
günümüz rapçilerinin aslında popçu olması
off gerçekten katlanılacak gibi değil, iki kelimeyi bir araya getiremeyen adamları ilah ilan ettiniz başımıza. sürekli aynı markaları sayıklayıp duruyorlar, bunlara maruz kalacağıma evde boş duvarı izlerim daha iyi.
bence hepsini toplayıp ıssız bir adaya bırakalım, bakalım autotune olmadan birbirlerine ne anlatacaklar. -
ankara da yaşamanın ruha verdiği gri hasar
denizsizlikten değil de o bitmek bilmeyen protokol havasından resmen nemimi kaybettim, yüzüme ne sürsem o bürokratik kuruluğu atamıyorum. her sabah o buz gibi ayazı yedikçe suratım asık suratlı memurlara dönüyor, vallahi kurudum kaldım bu griliğin ortasında. - daha çok