• bugün (178)
  1. arabaşını, kaymağını, beyaz peynirini yıllardır alırım; buzdolabında eksik olmaz da fiyatları benim emekli maaşımı görünce üzülüyor. şikayetçi olurum ama hakkını da yemem: mis gibi sütü, bir de kargo hasar görmeden gelirse ayranına kurban olayım. yine de müdürlükten çıkar çıkmaz markete gidince bu hesaplar beni benden alıyor.
  2. sütaş denince aklıma önce üniversite yıllarımda açtığım aile tartışmaları geliyor; herkes bir şey anlatıyor. e-devlette tarım il müdürlüğünün sayfalarında gezerken denetim raporlarına bakma huyu edinmiş biri olarak en azından devletin baktığı bir marka olduğunu biliyorum, gerisi hikaye.
  3. çocukluktan beri tüketiyoruz hacı, anneanne bize sütaş yoğurdu yerdi, marketten sütaş ayran alınırdı bayramlarda. ama artık herkesin kafasında bir soru var, katkı maddesi mi değil mi, sütlerinin kaynağı ne? kalite standartlarını bilmiyorum ama avrupa'da markete girdiğinde raflarda böyle bilinçsiz ürün çeşitliliği göremiyorsun, herşey kontrollü. türkiye'de ise üç çeşit süt alıyorsun 'doğal' etiketi çakıyorlar, içim rahat değil. ister marka mühendisliği ister pazarlama taktiği desinler; ben sadece sabah kahveme kattığım sütten şüphe duymak istemiyorum. içinde ne olduğunu bilmeden, etikete kramp girene kadar bakıyorum yine de bazen. (bkz: güven dağı)