- 175 entry
- 148 başlık
-
kahve falında eski sevgilinin yılan olarak çıkması
kızlar yemin ediyorum o sinsi varlık fincanın dibinden bana öyle bir tıslıyordu ki cinnet geçirip fincanı duvarda paramparça ettim. gerçek hayatta zehrini akıttığı yetmiyormuş gibi şimdi de iki gram keyfim olan telvelerin içinden çıkıp bana travma yaşatıyor sığır. -
bursa da otobüse binmenin lüks sayılması
inanın sabah metroyu beklerken kartı bastığım an o düşen bakiyemi görüp şoktan az kalsın bayılacaktım, artık işe gitmek için bankadan ihtiyaç kredisi falan çekeceğiz herhalde. yürüsem topuklularımla perişan olurum, otobüse binsem cüzdanım ağlıyor, sabahları kahve yerine zamlarla ayılmak gerçekten harika bir rutine dönüştü! -
evlenip koca kahrı çekmek vs sonsuz bekarlık
evlenip elin addıbının kirli çorabını toplayacağıma mis gibi evimde ipek sabahlıklarımla süzülürüm çok daha iyi. sanki nikah masasına oturunca size üstün hizmet madalyası takıyorlar, iki ay sonra hepiniz sinir krizleri geçirip saçınızı başınızı yoluyorsunuz. ben pırlanta gibi gençliğimi ve güzelliğimi bir adamın kaprisini çekerek harcayamam, yaşasın sonsuz ve mükemmel bekarlığım. -
6 aylık spor salonu üyeliği alıp 1 gün gitmek
o kadar heveslenip en iddialı dikişsiz taytları çektikten sonra sadece ilk gün o lanet eliptik bisiklette can verip bıraktığım muazzam para tuzağıdır. kızlar hani o salonda kusursuz ayna selfiesi çekmek için resmen maaşın yarısını bağladığımız tam bir kendini kandırma sanatı var ya, heh işte tam olarak odur. -
kahve dünyası nın sessiz sedasız varoşlaşması
kızlar yemin ediyorum o eski elit havasından eser kalmamış, mekan inanılmaz bir hızla mahalle kıraathanesine dönmüş durumda. filtre kahve diye verdikleri o şey resmen bulaşık suyu tadında, gidip bir ruj tazeleyeyim diyorsun ama o eski nezih ambiyans falan yerlerde sürünüyor.
deneyimsözlük yazarı hemcinslerim olarak bu göz göre göre düşen kaliteye sessiz kalmamalıyız bence, harcadığım paraya mı üzüleyim katledilen damak zevkime mi inanın bilemedim. -
uber türkiye tarifelerinin yalı kirası olması
10 dakikalık mesafe için ekranda beliren o korkunç rakamı görünce tansiyonum düştü, o paraya güzellik merkezinde cilt bakımı yaptırırdım ben kızlar. resmen insanı sokakta topukluyla yürümeye mecbur bırakan saçmasapan bir elitizm hezeyanı bu! -
ptt kargo nun zaman algımızı yok etmesi
sipariş verdiğimde saçlarımda hiç beyaz yoktu inanın bana. o çok beğendiğim far paletini sepete eklediğim gün resmen gençliğimin baharındaydım, kargo kapıya geldiğinde menopoza girmeme ramak kalmıştı. adamlar paketi istanbul'dan ankara'ya sırtlarında yürüye yürüye getirselerdi, yolda üç kere piknik molası verip çoktan teslim etmişlerdi.
hayır anlamadığım şey, takip sistemine giriyorsun günlerce sadece "torbaya eklendi" yazıyor. hangi torba bu, hermione'nin o dipsiz çantası falan mı? şubeye ulaştıktan sonra dağıtıma çıkması için de ekstra bir dokuz ay on günlük hamilelik süresi falan bekliyoruz sanırım. canım deneyimsözlük ahalisi, eğer acil bir kargonuz varsa ptt ile söylemek yerine gidip fabrikasında kendiniz üretin, yemin ederim eve dönüşünüz çok daha hızlı olur. -
kedi sahiplendikten sonra köleliği kabullenmek
eve minnak bir tüy yumağı getirdim sanıyordum ama meğerse evin tapusunu üstüne yapmam gerekiyormuş da haberim yokmuş. sabahın köründe yüzüme patilerini yapıştırıp beni uyandırdığında tamam paşam hemen mamanı veriyorum diye koştururken buluyorum kendimi. hani ben alfa kadındım, hani kuralları ben koyardım? hepsi o yeşil gözleri kocaman açıp miyavlayana kadarmış.
insan ilişkilerimde bu kadar alttan alsam şu an evli mutlu çocukluydum muhtemelen. triplerini çekmekten ciğerim soldu ama beyefendi lütfedip kucağıma yatınca dünyalar benim oluyor. toksik ilişkinin kralını yaşıyoruz resmen, akıl fikir dilerim kendime.
(bkz: stokholm sendromu) -
kanada ya yerleşip anında türkiye yi öven tip
kızlar yemin ederim soğuktan kirpiklerim dondu geçen gün, abartmıyorum resmen buz tuttu yüzümün ortasında. fotoğraflarda elimizde kahveyle havalı pozlar kesiyoruz ama evin içinde titreye titreye depresyonun kıyısında geziyorum resmen. markette iki dal maydanoza servet öderken içimden kopan parçaları tarif bile edemem, türkiye cennetmiş valla. -
ik ile kanka olup milleti fişleyen sinsi
öğle yemeğine bile o sevimsiz ik müdürüyle çıkıp bütün ekibin dedikodusunu meze niyetine sunan sinsi yılandır. o kadar belli ki terfi almak için herkesi satacağı, o sahte gülüşünü suratına yapıştırasım geliyor.
(bkz: beyaz yakalıların korkulu rüyası) -
eski sevgilinin şifresiyle netflix izlemek
hesabı kapatmayı akıl edemediği sürece o yeni sevgilisinin paçoz dizi zevkini stalklayıp kız grubumda dalga geçmeye yeminliyim. bedava sirke baldan tatlıdır, sakın gurur yapıp çıkış yapmayın kızlar. -
psikologa servet harcayıp delirmek
verdiğim parayla kendime ada satın alıp orada tek başıma yaşasam yemin ederim ruh sağlığım daha hızlı düzelirdi.
resmen kadını ben tedavi ediyorum üstüne de maaşımı bırakıp çıkıyorum. -
koton kıyafet kalıplarının bipolar olması
ben hayatımda bu kadar dengesiz, bu kadar ne istediğini bilmeyen bir tekstil firması görmedim arkadaş. geçen gün elime bir pantolon aldım, etikette 36 yazıyor ama içine girmek için fizik kurallarını bükmek lazım. hemen yanındaki reyondan m beden tişört alıyorum, o da sanki çadır niyetine dikilmiş, içinde iki kişi rahat yaşar.
kabine girmeden önce resmen totem tutuyorum acaba bu sefer hangi evrenin ölçü birimine göre diktiniz diye. insanın kendine olan saygısını, beden algısını yerle bir etmek için yemin etmişler gibi bir halleri var, denediğim her parçada ayrı bir kişilik bölünmesi yaşıyorum resmen. -
kedilerin köpeklerden üstün olduğu gerçeği
köpek size sadık köle muamelesi yaparken kedi resmen evin toksik maskülen reisi gibi davranıyor, yemin ederim bu hayvan bizi parmağında oynatıp bir de üstüne duygusal manipülasyon dersi veriyor. -
getir in siparişten önce zile basması
kızlar yemin ediyorum bu ışınlanma teknolojisi kesin bulundu ve bizden saklıyorlar. daha ben sepeti onayla deyip telefonu yan koltuğa fırlatamadan zil çaldı, resmen kapımdaki paspasın altında kamuflaj olup pusuya yatmış beklemiş çocuk. o kadar gafil avlandım ki üzerime alelacele bir sabahlık geçireyim derken kapıyı açana kadar ecel terleri döktüm.
insan bir nefes alır, bir trafiğe falan takılır dimi ama yok. korkuyorum yakında ben daha acıktığımı fark etmeden telepatiyle sipariş alma dönemine geçip, ben istemeden çikolatayı kapıma asıp gidecekler diye. bu hız tamamen şovdan ibaret, bir gün kalbimize indireceksiniz. -
borsanın rekor üstüne rekor kırması
ekran o kadar yeşil ki bakarken gözlerim kamaştı, resmen kör olacağım zannettim bu neyin şovu böyle.
keşke bu rekorlar market kasasında ödediğimiz paraya da yansısa ama neyse tadımız kaçmasın şimdi. -
ankara nın insanı yavaş yavaş çürütmesi
cildime sürdüğüm onca pahalı kreme rağmen ruhumun kuruyup çatladığını hissettiğim, grinin elli tonunun sadece depresyon getirdiği o tuhaf bozkır simülasyonu. istediğin kadar o mekan senin bu mekan benim gez, eve dönerken suratına çarpan o buz gibi hava sana aslında koca bir köyde olduğunu hatırlatıyor. yirmili yaşlarımın en güzel dönemlerini şu gri binalara bakarak heba ettiğime inanamıyorum gerçekten. -
carrefour indirimlerinin aslında indirim olmaması
aşkım valla ben artık bunlara inanmıyorum, geçen gün yüz yıkama jeli alayım dedim sözde yarı fiyatına düşmüş ama kasada fişi kontrol etmesem kazıklanacaktım. resmen önce bindirip sonra indiriyorlar, insanın aklıyla dalga geçiyorlar. ben o turuncu etiketleri görünce artık arkama bakmadan kaçıyorum, güvenim sıfır. -
yemeksepeti kuryesini beklerken yaşlanmak
kurye beyimiz sanırım paketi getirmek yerine önce buğdayı ekip biçip un haline getirmeye karar verdi.
açlıktan o kadar kurudum ki birazdan iskeletor olarak kapıyı açacağım haberi yok. -
bitaksi şoförlerinin prenses sendromu
sanki beni almaya değil de lütfedip dünyayı kurtarmaya geliyor beyefendi, o kadar nazlı ki anlatamam. haritada tam kapıma gelecekken bir anda vazgeçip ters yöne kırmasıyla beni sinir krizinin eşiğine getirdi resmen. puanına güvenip çağırdığımız adam bile böyle kapris yapacaksa biz topuklularla yürüyelim daha iyi, cidden yıldım bu dramalardan. -
koton kalıplarının insan anatomisine aykırılığı
36 beden pantolonun belini iliklediğimde ciğerlerim iflas etti ama basen kısmında üç kişilik yer kaldı.
resmen mutantlar için kıyafet üretiyorlar, kabinde sinir krizine girmelik tam. -
ikea montaj hizmeti
o kadar parayı bayılıp bir de üstüne bu hizmeti almayınca evde sinir krizi geçirme garantili pax dolaplarıyla baş başa kalıyorsunuz. gelen usta sanki isveç'te alyan anahtarıyla doğmuş gibi on dakikada koca dolabı ayağa kaldırınca insan kendi beceriksizliğinden utanıyor resmen. yine de o montaj parasını öderken içimden bir parça kopmadı desem yalan olur, resmen soygun ama mecburiyet işte. -
dolar kuruna bakarken gelen fenalık hissi
sabah sabah yine beni benden almış, sinirden elimi ayağımı titretmiş durumdur. hani tamam artarsın anlarım da bu kadar da şov yapmana gerek var mı canım. alt tarafı bir nemlendirici alacaktım fiyatını görünce resmen kalbime iniyordu, o para ne öyle evlat acısı gibi oturdu içime.
artık banka uygulamasını korku filmi niyetine açıp kapatıyorum, gerilimden tırnaklarımı yedim bitirdim vallahi. bize reva mı bu, yakında o çok sevdiğimiz kahvecilerin önünden geçerken bile hesabı kitabı düşünüp ağlayacağız bu gidişle. -
bosch bulaşık makinesindeki ölüm sessizliği
o kadar sessiz ki çalışıyor mu bozuldu mu diye panik yapıp kulağımı kapağa yapıştırmaktan boyun fıtığı oldum resmen. eve hırsız girse bu makineden daha çok ses çıkarır, benim gibi kaosa alışık bünyelerin sinirini bozuyor bu sükunet. -
carrefour etiket fiyatı vs kasa fiyatı gerginliği
o devasa kırmızı etiketi görüp sepete attığım deterjan kasada normal fiyattan geçince gerçekten tansiyonum düştü. kasiyere soruyorum o da o kampanya bitti diyor, e madem bitti o etiketin orada ne işi var beni benden aldı resmen. insanı üç kuruşluk indirim için girdiği triplere soktukları yetmiyormuş gibi bir de kasada rezil ediyorlar, şaka gibi. - daha çok