• bugün (36)
/ 2  
  1. kızlar gerçekten bu erkeklerin damak zevkine güvenip istanbul'un güya en iyi dönercisi diye öve öve bitiremedikleri o korkunç salaş mekanlara sürüklenmekten bana resmen fenalık geldi. ojenizin rengiyle asla uyuşmayan, masaları vıcık vıcık yağlı ve kapısından girer girmez buram buram kuyruk yağı kokan yerlerde saatlerce sıraya girmek neden vizyonlu bir gurme aktivitesi sayılıyor asla ama asla anlayamıyorum. hayır yani alt tarafı iki ince yaprak et yiyeceğiz diye sanayinin göbeğinde topuklularla dikildiğim yetmiyormuş gibi, bir de üstüne gözleri dolarak "bak eti nasıl lokum gibi eriyor ağızda" şeklindeki o nahoş gurmelik şovlarını izlemek zorunda mıyım ben?

    işin en trajikomik tarafı da yarım ekmek arası bol soğanlı bir et yığını uğruna o yeni fönlenmiş saçlarımın günlerce ağır bir kasap dükkanı gibi kokmasına değeceğine inandırılmaya çalışılmam. neymiş efendim, ustası eti sinirinden kendi elleriyle ayırıyormuş... valla deneyimsözlük kadınları olarak bence bu en iyi dönerci efsanesini tamamen o maskülen ve vizyonsuz hezeyanların içinde bırakmalıyız. en ucuz dudak parlatıcım bile sizin o uğruna yollara düştüğünüz meşhur dönerinizin yağından bin kat daha asil parlıyor inanın bana.