- 201 entry
- 167 başlık
-
xiaomi redmi note serisi
yemin ediyorum bu telefonu kullanacağıma gider dumanla haberleşirim daha az sinir krizi geçiririm. kamerayı her açtığımda ekranda gözeneklerimi harita gibi görmekten o kadar yoruldum ki cildimi zımparalayasım geliyor. sözde bataryası bitmiyormuş, ön kamerada yüzümü yeşil ve yamuk gördükten sonra o şarj on yıl gitse bana ne faydası var. -
aslan burcu erkeğinin narsistlik seviyesi
sabah gözünü açar açmaz dünyayı kendisi yaratmış gibi triplere giren bu prensleri övmekten çene kaslarım resmen iflas etti. inanın bana evde bir kral falan beslemiyorum, sadece egosu yüzünden odanın kapılarından sığamayan devasa bir koca bebek idare ediyorum. -
starbucks türkiye fiyat performans rezaleti
inanın o içi tamamen buz dolu bardağa cüzdanımı komple bırakıp çıkarken sinirden kendi dudaklarımı yolacaktım. altı üstü bir yudum kahve için girdiğim o mekandan resmen üstüme haciz gelmiş gibi inanılmaz bir çöküş ve fakirlik hissiyle ayrıldım. -
tarkan mı mustafa sandal mı sorunsalı
kızlar tarkan gibi ilik gibi bir yunan tanrısı dururken gidip o tuhaf tuhaf dans eden musti'ye yükselen de ne bileyim zevksizliğin dibidir yani. kusura bakmayın ama sizin bu varoş tercihleriniz yüzünden göz zevkimiz kan ağlıyor yemin ederim. -
evliliğin bekarlıktan daha iyi olduğu yalanı
sabahın köründe kalkıp elin addıbının gömleğini ütülemeyi marifet sanan vizyonsuzlara asla aldanmayın kızlar. gece üçte tek başına pizza gömmek varken her allahın günü öküz gibi horlayan koca çekmek tam bir akıl tutulmasıdır. -
popeyes şubelerindeki dayanılmaz yağ kokusu
içeri girdiğim an saçlarımın ve kabanımın anında fritöz gibi kokmaya başladığı, o yapış yapış havayı soluyunca anında gözeneklerimin tıkandığını hissettiğim yer. o kadar bekleyip aldığım tavukların yanına buz gibi patates koymuşlar, sinirden oracıkta ağlayacaktım resmen. eve dönüp üç kere duş aldım ama hala üzerimden o ağır koku gitmedi, travma sebebi resmen. -
twitter blue abonesi olan vizyonsuz
o kadar parayı her ay sırf isminin yanına boncuk takmak için verip bir de timeline'da kanaat önderi gibi kasılmaları yok mu, yemin ederim çıldırıyorum. o paraya indirimden iki tane rimel alsanız en azından bakışlarınız değişirdi, bu halinizle sadece komik görünüyorsunuz. -
yeşilçam filmlerindeki sabahlık giyen zengin kadın
ya gerçekten inanılmaz bir olay, sabahın köründe o saten sabahlıkla merdivenlerden nasıl öyle kuğu gibi süzülüyor aklım almıyor. ben uyanınca yüzüm gözüm şiş dolaşırken bu ablamızın takma kirpiği bile oynamamış oluyor, pes doğrusu. elindeki o viski bardağı da sanırım vücudunun bir uzvu, onsuz nefes alamıyor galiba. -
booking com puanına güvenip gidilen otel rezaleti
inanın bana o 9.5 puanı verenlerin gözlerinde ileri derece bozukluk falan var, başka açıklaması olamaz çünkü. fotoğraflarda saray yavrusu gibi duran odaya bir girdim, içerisi resmen küf ve hüzün kokuyor. banyodaki havluları paspas niyetine bile kullanmam, o derece bir grilik hakim. hani o "muhteşem, harika, bayıldık" yazan arkadaşlar hayatlarında hiç mi temiz çarşaf görmediler, yoksa standartları mağara devrinden mi kalma gerçekten meraktayım.
kahvaltı desen ayrı bir fiyasko, o övülen "zengin açık büfe" dedikleri şey kurumuş üç çeşit peynir ve dünden kalma poğaçalardan ibaret. iki gün kafa dinleyeyim, prensesler gibi yatayım diye geldim, sinir hastası olup döndüm. o yanıltıcı yorumları yapanların vizyonuna sağlık gerçekten, paramla rezil oldum resmen. -
siparişin yolda görünüp kuryenin ortada olmaması
açlıktan kan şekerim yerin yedi kat dibine inmiş, ellerim titriyor artık ama haritadaki o küçük motor ikonu inatla aynı kavşakta dönüp duruyor. hani restoranı aramasam, kurye beyin motoru bırakıp o kavşakta meditasyona başladığına falan inanacağım. insanı sipariş verdiğine, yemek yeme isteğine, hatta dünyaya geldiğine pişman ediyorlar bazen.
hayır gelen giden yok bari yolda yazıp umut vermeyin insana, kalbim kırılıyor burada. soğuk pizzaya talim edeceğimiz yetmiyor gibi bir de üzerine stres, sinir, gerginlik yüklemesi yapılıyor bünyeye. gerçekten ağlayacağım şimdi sinirden, o kurye gelirse kapıyı açmaya mecalim kalır mı emin değilim. -
uzak şehir dizisinin final yapacağı iddiası
o kadar uyumlu bir çifti bulmuşken reyting diye tutturup diziyi harcarlarsa yemin ederim kanalı tek başıma basmaya giderim. mardin sıcağında çekilen o efsane bakışmalara yazık ederseniz iki elim yakanızda olur ona göre yapımcı bey. -
aylık 150 liraya twitter elitliği satın almak
resmen şaka gibi olay, hani instagram'da shoplu fotoğraf atıp kendini prenses sananlardan farkı kalmadı ortalığın. altı üstü bir app için her ay o kadar parayı sırf mavi tık olsun diye bayılmak hangi seviye bir vizyonsuzluk gerçekten aklım almıyor. elon beyciğim resmen kaosla besleniyor biz de oturmuş bu sirk gösterisini izliyoruz.
o paraya gidip mis gibi indirim kovalayıp iki parça bir şey alırım en azından ruhum doyar, bunlara para kaptıranları görünce cidden hayretler ediyorum. hayır bir de hepsi bir havalara girmiş sormayın gitsin, sanki nobel ödülü almışlar da bize tepeden bakıyorlar.
(bkz: keriz silkeleme sanatı) -
ptt kargo ile sipariş beklerken menopoza girmek
aldığım yazlık elbiseyi beklerken mevsim değişti, ben yaşlandım ama o kargo bir türlü şubeden dağıtıma çıkamadı. sanırım paketi getiren kurye emekleyerek geliyor, başka türlü bu kadar gecikmesinin imkanı yok. -
carrefour indirimlerindeki gizemli fiyatlar
ya resmen aklımızla dalga geçiyorlar, koca koca indirim afişleri asıp kasada "sistem hatası" demelerine bayılıyorum gerçekten. sepete attığım o zammı görüp fiyatı artan ürün kasadan geçerken birden altın tozuna dönüştü sanırım, o fiyat farkı neydi öyle? o kadar sinirlendim ki kasiyerin yüzüne baka kaldım.
(bkz: indirim yaparken bindirim yapmak) -
sunexpress in şaka gibi bagaj politikası
kabin boy valizimi tartıya koyduklarında yaşadığım gerginliği üniversite sınavında bile yaşamadım, gram hesabı yapıyor adamlar resmen. alt tarafı üç tane elbise, iki tane sandalet koyduk diye kontuarda bavulu açtırıp içindekileri üst üste giydirteceklerdi neredeyse. giderken nefesimizi de tutup binelim uçağa bari, mazallah ciğerdeki hava falan ekstra ağırlık yapar şimdi. -
yumurta toplama günü kocasını boğmak isteyen kadın
hormon iğnelerinden göbeğim kevgire dönmüş, yumurtalarım davul gibi şişmişken beyimizin sabahın köründe "aşkım işlem ne kadar sürer, işe yetişmem lazım" demesiyle canavara dönüşen kadındır. hayır sanki içeride atom parçalıyoruz, alt tarafı odaya girip dergi karıştırıp numune vereceksin be adam. biz burada anesteziyle uğraşırken senin toplantı derdine düşmen ne büyük vizyonsuzluktur.
çıktıktan sonra da "çok yoruldum, gerildim" diye sızlanması yok mu, işte o an o sedyeden fırlayıp serum şişesini kafasına geçirmemek için zor tuttum kendimi. annelik kutsal falan diyorlar da bu süreçte katil olmamak asıl mucize bence.
(bkz: kocasını seven kadının hormonla imtihanı) -
öbür tarafın bekleme salonu
kızlar yemin ederim o kadar eminim ki orasının devlet hastanesi acili gibi kaos dolu bir yer olduğuna. hani numara alıp beklersin ya, kesin elinde listeyle bir zebani gelip "sıradaki!" diye bağıracak. o kalabalıkta bir tanıdık görüp selam versem mi vermesem mi gerginliği yaşayacağıma, hatta görmezden gelmek için ölü taklidi yapacağıma kalıbımı basarım.
zaten şansıma, tam kapıdan girerken en toksik eski sevgilimle karşılaşıp "aaa sen de mi öldün?" muhabbetine girmek zorunda kalırım. bari orada yüzü pürüzsüz gösteren filtre falan olsa. yoksa o ışıkta makyajsız yakalanmak cehennem azabından daha beter olur, rezillik diz boyu valla. -
haseke de ypg ve rejim flörtü
ay yine ne imzalamışlar diye bakarken fenalık geçirecektim, bunlar resmen toksik ilişki yaşayan ergen çiftler gibi sürekli bir ayrılıp bir barışıyorlar. bu coğrafyadaki bitmek bilmeyen stratejik ortaklık yalanlarına inanıp ciddiye alan masum köylü kaldı mı gerçekten merak ediyorum. -
ziraat bankkart ın şaka gibi puan vermesi
bütün maaşı karta gömüp karşılığında sadaka niyetine verilen üç kuruş puanı görünce insan kendini büyük bir boşlukta hissediyor. o biriken muazzam servetle (!) ancak bakkaldan sakız alabilirim sanırım, gerçekten çıldırtıcı bir cimrilik. -
ucuza tatil yapılabilecek yerler
annemin balkonunda leğene su doldurup içine girmeyi denedim, inanın bana çeşme'deki o dip dibe plajlardan daha ferah ve elit hissettiriyor. bu gidişle seneye parktaki fıskiyelerin altında serinlemeyi lüks tatil paketi diye satacaklar. -
yeşilçam filmlerindeki o meşhur viski bardağı
inanılmaz sinirimi bozan, artık her filmde gözüme batan o kesme kristal bardaktır. yahu bütün istanbul'da o dönem sadece bir tane mi bardak seti vardı allah aşkına, hulusi kentmen'den nuri alço'ya kadar herkesin elinde istisnasız aynı bardak geziyor. içine de dayamışlar ılık çayı ya da elma suyunu viski diye yutturuyorlar bize senelerdir, adam o bardağı öyle bir dertli tutuyor ki sanırsın iskoçya'nın bağrından kopmuş 50 senelik malt viski içiyor.
o bardağın dili olsa da konuşsa, setten sete geze geze kimlerin dudak izi kalmıştır o tırtıklı camlarında tahmin bile edemiyorum. hijyen hak getire tabii, o bardağı iki set arası çalkaladıklarına bile şüpheliyim, direkt diğer sahneye, diğer oyuncunun eline paslamışlardır kesin. o bardağı gördükçe benim içim daralıyor burada. -
sgk da emekli olmaya çalışırken yaşlanmak
memurun o dünya yansa umrunda olmayan tavrı yüzünden sinirden ellerim titredi, tansiyonum fırladı resmen. o kadar beklettiler ki stresten cildim soldu, emekli maaşını yemeye ömrüm vefa etmeyecek diye krizlere girdim oracıkta. -
bekarlık sultanlıktır diyen evli kadın
bir tarafta maaşını zara indiriminde çatır çatır ezmek varken diğer tarafta 'akşama ne yicez' diye darlayan bir herifle ömür çürütmek tam bir akıl tutulması.
(bkz: evlenmeyin kızlar kendinizi yakmayın) -
e devletten randevu düşürmeye çalışan masum köylü
sabahın köründe alarm kurup ekran başında nöbet tuttuğum, yemin ederim stalker eski sevgili moduna girdiğim sistemdir kendisi. parmaklarım f5 tuşuna basmaktan kas yaptı ama nafile, doktorlar sanki mr big gibi ulaşılmaz olmuşlar resmen.
bir randevu alabilmek için evrene bu kadar mesaj yollasaydım şimdiye on kere evlenmiştim, şaka gibi gerçekten. -
akbank müşteri hizmetlerine bağlanamamak
telefonda o flüt sesiyle ruh sağlığını kaybetmek üzereyken bir insana bağlandım sandım ama meğer halüsinasyonmuş.
beklerken resmen menopoza girdim, bütün gençliğim o robot kadına dert anlatmaya çalışarak geçti bitti. - daha çok