• bugün (35)
/ 2  
  1. nişantaşı veya moda taraflarında, kapısında topuklu ayakkabılarla saatlerce dikilip içeri girdiğinizde size lütfedilmiş gibi davranılan o meşhur mekanlardır. o küçücük tabağa koydukları üç gram reçelin 'anne eli değmiş' organikliği falan tamamen yalan, kesin marketten alıp o vintage kaselere döküyorlar. yine de o avokadolu poşe yumurtaya servet ödemeye bayılıyoruz, çünkü neden? story atmazsak o kahvaltının kalorisi direkt basenlere yapışır, günahı boynumuza kalır.

    hesabı öderken içimden bir parça kopuyor ama garsona 'tatlım her şey harikaydı' diye yalan söylemekten de geri duramıyorum. sonuçta o pancake fotoğrafları kendi kendine like almayacak. eve gidince bütün hafta makarna yemeye devam ederiz artık, sorun yok.

    (bkz: görgüsüzlük parayla değil sırayla)