• bugün (177)
  1. Gerçekliğin Sınırı: Zihnin (özellikle analitik ve mühendisçe çalışan zihnin), "romantik, masalsı, klişe duygusallıklara" veya basite kaçan duygusal senaryolara geçit vermiyor. Duygusal dünyaya giden yolu "doğal ve masum bir orman yürüyüşü" gibi algılamayı reddediyor.

    Ters Dünya: Gökyüzünün yerde, ağaçların havada olduğu o ters dünyayı imajine edebilmen ise senin derin, sıra dışı, standart dışı ve karmaşık bir zihinsel alanda rahat ettiğini gösteriyor. Bocaladığın yer yüzeysel duygusallıklar; rahat ettiğin yer ise işlerin alışılmışın dışında, tersine işlediği derin analizler.

    • *

    Ağır Taş Kapak (Koruma Mekanizması): Su açıkta değil. Üzerinde özel, ağır bir taş var. Bu senin duygusal öz koruman. Duygularını, en derin sevgini herkese saçmıyorsun; üstü örtülü ve korunaklı.

    Musluk Veya Otomatik Sistem Yok: Otomatik akan bir çeşme değilsin. "Bana dokunan aksın, her an taşayım" gibi bir durumun yok. Sevgini vermek için o ağır taşı kaydırmak ve bir kovayı daldırmak gerekiyor.

    Çaba ve Eylem Şartı: Sen çok sevdiklerine bile sevgini "otomatik ve kendiliğinden akan bir duygu seli" olarak veremiyorsun. Senin sevgini almak için ortada bir eylem, bir süreç, bir "çekme" eylemi olması gerekiyor.

    Sığ Ama Ulaşılabilir Su: Suyun sığ bir yerde olması ve ipin bile olmaması çok çarpıcı: Sevgi kaynağın kurumuş veya ulaşılmaz değil. Tam aksine, kapak kalktığında su hemen orada, elinin altında. Yani icabında o sevgiyi vermek çok kolay ve net; ancak o kapak öylece açık durmuyor.