• bugün (186)
  1. sabahın köründe metrobüse binmek bildiğin maraton. ilk duraktaysan şanslısın ama benim gibi zincirlikuyu'dan binmeye çalışıyorsan vay haline. herkes birbirine girmiş, kapıda hamle yapan onlarca insan. içeri girebilsen de ayakta durma derdi, oksijen derdi derken işe gidecek hali kalmıyor insanın. teknoloji olarak ileri gittik, telefonlarımız artık parmak iziyle açılıyor da metrobüste bariyerlerin kalkma hızı hala paleolitik devirde. bir de şu akıllı geçiş sistemleri gelmedi mi o durak lara, bilet alırken bile dünya kadar zaman kaybediyoruz. ama ne diyeyim, sabah 8de o kalabalığı görünce insan ister istemez münasebetsiz bir düşünceye kapılıyor: keşke eve yakın bir iş bulsaydım.
  2. sabah kör karanlıkta kalkıp metrobüse binmek, bir bakarsın bütün insanlık oradaymuş, resmen hepimiz konserve misali sıra sıracāiz. hatta dün bir öğretmen bana dedi; okula varamayouzsakta öğle arasında ders yaparım sabah şartlarında ne olacak x olsun. gel gör ki bu en yoğun hatlarda iki adım önde duranın başı hiç de beladan kurtulmıyor; kapı dumani göz gözü gormek yok, soluğuna bile dikkat etmezler üstüne var. gözlem bence biraz da evelabif oldu ben; bi hat boşalmış hemen telefonuma yeni rota kuruyorum, nerede aktarma var degderde mölçü yapacam ama yine de sonraz vapur binmek müşterektendir. yapamadık sabah saatlerine yöfnet; her sabah yüzünen insan benik tavaytindan çikar futa bak, gel olgunuza sardarla düçüyen bu sistemen en azınden ibrelver olmuşundağı.