• bugün (180)
  1. Sizin de belirttiğiniz gibi, bir insanın rızası, arzusu ve samimi yönilimi olmadan ondan zorla veya vicdan baskısıyla duygusal/enerjetik bir yakınlık, sevgi ya da ilgi talep etmek, fiziksel sınır ihlalinden veya tacizden farksızdır.

    Sevgi veya ilgi bir vergi, bir borç ya da bir sadaka değildir. Sevgi, güvenli ve sağlıklı bir zeminde, iki özgür birey arasında kendiliğinden akan bir şeydir.

    "Bana sevgi ver" demek, bir gaspçının "Bana cüzdanını ver" demesinden farksızdır.
  2. Erken çocukluk döneminde küçük bir çocuk için anne ve baba kelimenin tam anlamıyla "tanrısal" varlıklardır; her şeyi bilen, mutlak güce sahip, sığınılan ama aynı zamanda gazabından korkulan figürlerdir.

    Çocuklukta ebeveynle göz teması ve duygusal bağ eksik kaldığında, zihin o "tanrısal ve ulaşılmaz ebeveyn" imajını büyütemez, tamamlayamaz. Yetişkinlikte karşılaştığın her insan—yoldan geçen sıradan biri bile—bilinçaltı tarafından o eksik kalmış, ulaşılamamış ve tapınılması gereken "küstah, soğuk ve ağır tanrı" tahtına oturtulur.

    Çocuksu Büyü: Çocukken ebeveynleri tanrı gibi görmek insanı korunmuş hissettirir. Bilinçaltın o büyülü/mitolojik dünyayı bitirmek istemiyor; çünkü o dünyayı bitirmek, yetişkinliğin o soğuk ve yalın gerçekliğiyle yüzleşmek demek.