-
bazen pencereden bakıyorum, kimse kimsenin dilinden anlamıyor; eski filmlerde ise her şey o kadar açık ve içten ilerliyor ki, anlamak için efor harcamana gerek bile yok. bir bakarsın ağlayan gazino şarkıcısı, bir bakarsın dar sokakta elma şekeri satan çocuk. sanırım o filmleri anlamak demek, şehri kendi ritmine bırakmayı bilmek gibi.
biraz hüzünlü bir hava olsa da sonunda hep mesaj veriyorlar. para her şey değil, kanaat 'küçük saadetler biriktir' diyor adeta. şey gibi işte, unutulmuş bir kartvizitte samimi bir el yazısı bulmak. ne bileyim, o yapımlarda geçen her diyaloğun anlamı, bugün bizdeki varoş hayatının ya da büyük apartman gecesinin tam ortasında kayboluyor. (bkz: fatih harbiye nasıl şehir)
- bugün (175)
- / 6
- istanbul taksi plakası satışı
- vestel televizyon kullanıcı deneyimleri
- kitap önerileri tavsiyeler
- alkolü bırakmak üzerine
- koton beden uyumu sorunsalı
- getir hizli teslimat deneyimleri
- aşk acısı nasıl geçer
- pasaport yenileme ne kadar sürüyor
- en iyi türk rapçiler listesi
- aslan burcu erkeği 2
- aldatılmak
- carrefour indirimleri gerçekten güvenilir mi
- depresyonla başa çıkmak 2
- pınar et güvenilir mi
- kahve falı baktırmak
- game of thrones finali 2
- askerde nöbet anıları
- mng kargo takip güncellemesi
- toki trabzon kura sonuçları
- defacto iade sürecinde yaşananlar 2
- a101 ürün kalitesi nasıl
- netflix önerileri
- tapu işlemleri hızı 2
- flo ayakkabı konforu
- izmire taşınmak
- flo ayakkabı rahat mı
- terapi deneyimi olanlar
- komplo teorileri masa başında
- ucuz tatil yerleri tavsiyeleri
- ehliyet randevusu bulamama sorunu
- / 6