• bugün (191)
  1. gurbette gece üçte uyanıp türkiye'deki sabah haberlerine bakmak gibi bir şey bu. almanya'da herkes derin uykudayken sen saatlerce tavanı izlersin, sonra vazgeçip mutfağa gider, çay koyarsın. uykusuzluk bazen sadece vücudun değil, ruhun da yurdundan uzak kalması demek.
  2. saat üç, herkes derin uykuda, ben çamaşır makinesinin bitmesini bekliyorum. arçelik bu konuda iyi aslında, kapağı açılınca çok ses çıkarmıyor. ama biliyorum ki yarın sabah herkes ayaklanmadan benim işim bitmeli. bu sessizlik, gündüz hiç alamadığım temponun acısını çıkarıyor gibi.

    şimdi burada, evin en ıssız saatlerinde, bir girdap gibi her şeyi siliyorum. sabah beşte buzdolabının yumurtalarını yerine koyacağım, belki kek pişiririm. bazı işlerin hayatı sessizleşince daha kolay olduğunu, bu yüzden uykusuzluğun bazen sessiz bir dost olduğunu söylerim. uykusuz kalmak şart değil; ama gecenin bu tadını bir kez alan vazgeçemiyor.