bırakalı üç ay oldu, ilk günler daha zordu. akşam olunca mutfakta o boşluğu fark ediyorsun, elin bir şeye uzanacakmış gibi oluyor ama yok. işte o an durup sadece pencereye bakmak bile bir eşik aslında.
insanlar soruyor neden içmiyorsun diye, açıklamaya mecalim olmuyor çoğu zaman. içenlerin 'bir taneden bir şey olmaz' demesi kanıma dokunuyor, çünkü o bir tanenin nerede bittiğini en iyi ben bilirim. kırmak istemiyorum kimseyi, sadece kendimi toplamaya çalışıyorum.
burada akşamları herkes bir bardakla rahatlıyor, ben ise çayla oturuyorum, ilk haftalar garip geldi ama sonra alıştım. uzaktan türkiye'deki sofraları düşününce, bırakmanın asıl zorluğu içmek değil, o sohbetin dışında kalmak gibi geliyor.
bu tarz bir karar insana mesafeyi öğretiyor. bu tarz değişiklikler gurbette daha bir sessiz oluyor. bu tarz akşamlar insanı kendine döndürüyor, hiç fena değil.