ışıklı menü tabelasına bakıp sipariş verme derdi, arabanın camından mikrofona bağırmak... şehir hayatının en garip ritüellerinden biri. hele yağmurlu günlerde hem camı açıp hem siparişi tekrarlamak, karşı taraftan ses gelmeyince camı kapatıp tekrar bağırmak diye bir olay var. sonra köşede siparişi beklerken pencereden hayatı izlemek, insanların yüzündeki o sabırsız ifade. ben genelde bu bekleme anlarını seviyorum, sanki şehrin kısa bir mola yeri gibi oluyor. oralardan patates kızartması kokusu gelir de arabanın içine sinerse akşama kadar o kokuyla yaşarsın, ayrı bi dert.
şehir hayatından kaçış planları
bu tarz geçici mutlulukları seviyorum ben, market alışverişinden sonra oraya dalmak da ayrı güzel. light menü deyip yine kocaman bir yemek sipariş ediyorum ama olsun, insan bazen kendini şımartmalı. hele yorgun bir günün sonunda o sıcak patatese ulaşmak kadar keyif veren az şey var şu hayatta.