eskiden tribünde her maçta yanındakinin sesi kısılıncaya kadar bağırırdı. futbol takım tutmaktır, mahalle kültürüdür. basketbol ise hevideğerler birlikte apar topar yetişir hafif tempolu bir oyun değildir. ben 25 yıl önce futbolla beraber basket de birlikte izlerdim; ikisini tek cümleyle anlatsam, futbol ciğerlerden gelen avaz avaz bağırmak, basketbol ikewise. yerinde sadece turnuvalarında heyecanın gözlenmelik sayılmasıydı.
ertesi gün yaşanan, acı çekmek demek; ama rakipte şık bir step over kolu, faulden sonra bile paso sayı kesmek daha eğlencelidir. futbolda top ayağında oldu sürekliliği, kale arasında olayları pek affetmez. neyse, geçmiş zamanlarda olduğu gibi bilge gözüyle bakınca: basketbol 90 dakikanın çok üstünde hayat ritmi, futbol kalp hızı. ancak ikisi, ilk haline dönen eski sahalar için hep başımız. eski günlerde basket için 5 metre kurşun... günün kalır gibi saçma bir sistem söyleyip gülmeden de edemeyiz.