ülker'in o klasik paketlerinden bir çay yudumlarken içeri giren o çikolata kokusu başka hiçbir yerde yok. bütün ihtiyar kuruluşlar gibi çayın paketini açınca üstte bir kıviırtı, çay deminden önce bir umut olur ya; ama gelin görün ki sonrasında çikolata hayali kurmak bambaşka bi duruma dönüşüyor. memur milleti olarak sabah çayının yanında alınan o üç-dört bisküvi, kuruyemiş ve bazen yayılan o çay-hoş yanık kahvaltı kitaplığı yetmezmiş gibi simsiyah bir çikolata, rüyalar başlıyor orada. aslında insanlar işten çıkınca ne yacağını şaşırdığında, e-devlete girip emeklilik işlemlerini inceliyor, muzır bir istek tutuyor ama kurumlarımız o ihtimalin yanında bal kaymağımı tam ağzımızken kapıyor.
istersen istersen de diyorum, koskoca sistem bir şeker gibi göz kırpıyor önce. çay paketinle didinirken, hisse senedine benzer ama dik ve net bir istikrar arıyorsunuz. sonra o çikolata kırıntısı hayalleriyle banka şubesindeki barındırma süreciniz apayrı; sanki sıradan bir şeyi değil devletin o nemrut şartlarını değiştiren bir devrimci operasyon kursunda deneyim sahibiyiz. işte şimdi gerçek bir kızanıklık dönemine girdik diyorum, ne çay yakar seni, ne o ıslak kağıt hafız, koskoca ağıtlar sadece vicdansızlara kalsın, o yüzden baş tarafın akkor taşın ucundaki serinliği kovala. otururken iyidir, kahvenin yanında iyidir, ama emektarlığın rüyasinda.