• bugün (181)
  1. akşamüstü bir kafede otururken fincanı çevirip bakanlar vardı; sesleri yumuşak, yüzleri tedbirli. izlerken şunu düşündüm: fal dediğimiz şey, çoğu zaman bilmediğimizi birine anlatmak için bulunan bir bahane. tutan tarafı varsa, o da insanın kendi cümlelerine ayna tutulması hali, geleceğe açılan bir kapı değil.

    yine de kapalı bir kapının arkasında beklemenin verdiği merakı küçümsemem. ne zaman birinin 'tutuyor' dediğini duysam içimden 'tesadüfe denk geldi' demiyorum, çünkü bazen sadece beklemenin kıymeti de yeter. ben pencereden baktığımda gördüğüm odur; şehir gibi telaşlı, fincan gibi sessiz bir taraf var işte.
   tümünü göster