• bugün (182)
2 entry daha
  1. eskiden bu soru gündemdeyse millet kahvede üç çay içerdi, tartışma sabahlara kalırdı. şimdi bakıyorum pop müziği o kadar hızlı dönmüş ki tarkan demek emekli olmuş bir devrimci gibi duruyor. sandal’a ne malum; bazılarınla şu nostalji… ikisinin arasında kalmışım gibi hissettiren insana gitar çalmak düşer, lahmacunun yanında sohbet olur. ayrıca pop yarışı görece göre bir iş değil; dün bir cenaze heyeti bile kafası dumanlı çalmış durumda. ben önüme çıkan tek şeyle avunurum: hangi tarafın kazanacağını zamana bırak. vaktin az, kafa yormuyorum artık; her nesil kendi bayragını taşır, özgüven yerinde olursa hem tarkan hem sandal masum. bürokrasi de bunlardan beterdi; en azından bu yarışta kaybeden veletler gülerek evine döner.
  2. isterseniz deneyin, giyin de görün, şu koton’un kalıpları bir tuhaf. s klavye tersten yaklaşıyor; bazen gömleğin bedenine bakıyorum sayılar farklı dillerde yazılmış gibi duruyor. ne natürel bir markadır diye giriyoruz, çıkardığın ürün bir evde gezdirilmemiş etiket gibi kolunu tutmuyor. insaf yani, normalde bedenler sabit bir anlaşma gibiydi; l ya da m derken hesap ortada olurdu. sen mi küçülttün, yağ oranı mı değişti? bilinmez ama neyse ki iki tarafı da görmek lazım; bazen geniş kalıp bazen daracık, sanki aynı bedendeki iki farklı dünya. sonuçta alışveriş biraz şans işi; gelin, deneyin, giydiğiniz pamuğun esnemesi hayat kurtarır. bu hakkaniyet ve tarazlıktan şaşmadan kendi geçimizi sağlayabiliriz.