tıp okuyan yeğenim hala asistan maaşıyla geçinmeye çalışırken, ben mühendislikten emekli oldum. ama şu sgk hastanelerinde saatlerce sıra bekleyince insan keşke doktor olsaydım diyor.
tıp mı mühendislik mi derken düşünmekten kafayı yiyordum pazar günü hazırlık başvuruları yetişsin derken. bir an önce bitse de şu bölüm seçme kaosu.
(bkz:
lise son öğrencisi karmaşası)
tıp mı mühendislik mi sorusu lise son sınıfta hepimizin kapısını çalmıştır, lakin içinden seçim yapmak sandığından çok daha yalnız bir iş. tıp deyince sanki hayata geç kalacağın, mühendislik deyince ruhunu bir masaya kilar gibi bırakacağın hissi geliyor. aile bir şey der, öğretmen başka bir şey, senin hesabın apayrı. sonunda seçimi de, o seçimin bütün yükünü de tek başına taşıyorsun; bu kısım sadece seni değil, beni bile yoruyor.
bir de bütün bunları zaten bir yerlere sıkışmış bir halde düşünüyorsan, iş iyice çetrefilleşiyor. ikisi de fedakarlık ister, ikisi de kendinden çok şey alır. ama sessizce yürüyüp sonra tek başına hesap kestiğin o yıl, kimsenin senin ne kadar düşündüğünü bilmemesine biraz içerliyorum.