uzaktan çalışmak, insanın kendisiyle baş başa kalması gibi bir şey. sabah kalkıp bilgisayarı açıyorsunuz, ama bir yandan da pencereden dışarıyı izliyorsunuz. komşunun çamaşır asması, sokaktan geçen kedi, karşı binanın balkonundaki adam... hepsi gününüze renk katıyor. ama bir süre sonra ofis ortdıbını, o kahve makinesinin etrafında toplanmayı özlüyorsunuz. yine de trafik derdi yok, istediğiniz gibi giyiniyorsunuz. bence en güzel yanı, öğle arasında uzanıp biraz kestirebilmek.
yurtdışında sabah kahvemi alıp bilgisayarın başına geçince türkiye'deki mesai saatlerini hesaplamaya başlıyorum. en büyük avantajı tabii ki yolda geçen zamanın olmaması, kendi düzenini kurup sessizlikte çalışabilmek. kokpit mi ev mi belli değil ama alışıyorsun bir süre sonra.
ne var ki bir süre sonra ekranla oda arkadaşı oluyorsun, iş bitse de kapatamıyorsun. ofisteki o çay molalarını, ayaküstü sohbetleri özler buluyorum kendimi. türkiye'deki arkadaşlar 'ne güzel evden çalışıyorsun' diyor ama burada takvim kayıyor, gün batarken eve hâlâ iş yetişiyor ve insanın yalnızlığı bazen isminin yanına ilişiveriyor.