• bugün (187)
  1. sabahın köründe metrobüse binmek tam bir strateji oyunu. önce hangi kapıdan bineceksin, sonra hangi durakta ineceksin, nereye duracaksın... hepsi bir plan dahilinde olmalı. yoksa öylece kapının önünde sıkışıp kalırsın, nefes alacak yer ararsın. insanların birbirine saygısı falan da yok, herkes kendi derdinde. bir de o an herkesin yüzündeki ifade... dünyanın sonu gelmiş gibi. oysa birkaç saat sonra aynı insanlar kahvelerini yudumlayıp gülüyor olacak.

    bu kalabalıkta en sevdiğim şey, insanların birbirine olan o mesafeli ama mecburi yakınlığı. birbirini hiç tanımayan onlarca insan, aynı hedefe gitmek için birbirine yaslanıyor. bazen biri birinin ayağına basar, özür diler, diğeri "önemli değil" der. işte o an bir anlığına insanlığa olan inancım tazeleniyor. sonra tekrar kalabalığın içinde kayboluyorum.

    (bkz: toplu taşıma felsefesi)
   tümünü göster