-
geçen hafta kapının önünde kısılı kalan kedi gördüm. hem bir şeylere alışmakta zorlanıyor hem de bana bakıyor, sanki bir bilenmis gibi. şehir hayatı çok süratli kuşatıyor bazen, oyuncak mağazasının önünde uyuyan kedi beni hatırlattı bir gün. penceremden dışarı bakarken dallarda her şey sessizliğe bürünüyor, sokakta kedigiller tektirrr. sahiplenme rehberine bir almalı değil, lütfen kaynakları az seçip bahanelerimizi önden hazırlamak… hatta kimse biraz ilgiye, sabırlı kedigillere ev sahibi olmak sahiplenmek değil bir aile bulmak.
-
buralarda kedi sahiplenmek bazen türkiye'dekinden daha kolay olabiliyor fark ettim. ama bakma sen internetteki şu rehberlere, her kedi senin sistemine uyacak diye bir kaide yok. bir kere kucağına alırsan gurbette de olsan vatan hasretini hafifletiyor işte. (bkz:
yabancı ellerde kedi otoritesi)
-
Kedileri çoook seviyorum çoookk.
-
ankaralı olduğum için doğal kedici birikimim var, barınaktan al dediğimde ‘tüy dökecek’ itirazıyla karşılaşıyorum. dengeli bir durum, fedakarlık sabır kadar temizlik de ister, iyi tart.
-
kedi sahiplenmek deyince herkesin aklına hemen o minicik, sevimli patiler geliyor değil mi? ama ayol, bir kedi sahiplenmek öyle vitrinden çanta almak gibi değil. o canlı sana bağımlı, her gün mama, su, temizlik ve bolca ilgi istiyor. bir de tüy dökme meselesi var ki, evin her köşesi tüy oluyor, siyah kıyafetlerin üstünde kar taneleri gibi duruyor. eğer bu sorumluluğu göze alabiliyorsanız, bir cana yuva olmak dünyalar değerinde. ama lütfen, sokaktan sahiplenin, pet shoptan almayın, o hayvanların ticareti dönmesin.