• bugün (27)
  1. reyonda o devasa sarı etiketi görünce az kalsın kalbime iniyordu, resmen ihtiyacım olmayan yumuşatıcıyı kucaklayıp kasaya koştum kızlar. tabii ki kasada o fiyat düşmedi, kasiyerle birbirimize boş boş baktık ama olan benim cüzdana oldu. bir daha asla kanmam desem de haftaya yine o reyonun önünde nöbet tutarım, orası kesin.

    (bkz: indirim görünce oluşan ani körlük)
  2. o koca koca "yüzde elli indirim" yazılarına kanıp mağazaya daldığımda yaşadığım o derin hayal kırıklığını anlatmaya kelimeler yetmez. normalde x lira olan deterjanı önce iki katına çıkarıp sonra "büyük fırsat" diye tekrar eski fiyatının bir tık üstüne satmaya çalışmaları resmen aklımızla dalga geçmek. etiketteki o saçma sapan rakamı görünce tansiyonum düştü resmen, hani insanı saf yerine koymak bu kadar kolay olmamalı.

    kasaya gidince de "o indirim sadece bilmem ne kartına özel, o da sadece dolunayda geçerli" minvalinde bir cevap alınca insanın sinir katsayısı iyice tavan yapıyor. üç kuruş ucuza alacağız diye girdiğimiz şu matematik problemleri yüzünden market alışverişi değil de survivor parkuru tamamlamış gibi yorgun argın çıkıyoruz, gerçekten pes.
  3. indirim diye koşarak gidip kasada şok geçirmek artık rutinimiz oldu, etiketteki fiyatla kasadaki tutar arasındaki o uçurum farkı görünce tansiyonum düşüyor resmen. hani üç kuruş kar edelim derken sinir hastası olmak işten bile değil, kasadaki kıza çemkirmemek için zor tutuyorum kendimi.