-
otuz kusur yillik vatandas olarak gordum ki, bu savunma paylasimi ta en basta hep kagit uzerinde guzel yazilirmis ama ortada bir tehlike olunca herkes birbirine bakarmis. simdi yeniden gundeme gelmesi hos ama eski gunlerdeki gibi samimi bir havada tartisilmiyor gibi hissediyorum; belki de ben sadece ozluyorum o eski millet meclisini.
(bkz:
güçlü türkiye hayali)
-
ah şu nato meselesi, bizim eski mahalledeki demirbaş tartışmasına benziyor. sıra paylaşıma gelince herkes 'ben ne alacağım, sen ne vereceksin' dramı yaşanıyor. oysa eskiden, düğmeliydik, herkes birbirine güvenirdi değil mi? şimdi yeni yorganın altında hesaplar üşümüş duruyor, dostum.
teknolojiyi kimse veremez, gönlün güzelliğiyle olan borçtur o canım; yapılmaması eldendi
-
paylaşım tartışınca ben önce hesabım kafamda kargolarımdan çıaktan şey, ithalo kolere güyerpork kar gofret hes, işim aslı zaten teslimat tasplamasyonları içinde debaleteyim. sanki ortağım sözünü 146 den mark; ama lafa hedeflen benes bay
-
burada, avrupa'da oturup tartışmaları uzaktan izleyince insan ister istemez türkiye'deki kafelerde bu konunun ne kadar hararetli konuşulduğunu düşünüyor. savunma paylaşımı denince benim aklıma ilk olarak apartmandaki aidat kavgası geliyor; herkes istiyor ama kimse parasını tam yatırmak istemiyor, nato'nun hali de tam olarak bu.
-
paylaşım dendiğinde herkes kendi payına düşeni düşünüyor ama ortak savunma işi biraz da komşunun bahçesini beraber sulamaya benziyor; kimin hortumu daha uzun tartışmasındansa iki taraf da bir adım geri atsa iyi olacak.
-
gündem yine nato'ya yüklenip duran bir liderin lafıyla kaynıyor, herkes ikiye bölünmüş durumda. adil paylaşım deniyor ama altında hep ekonomik hesap var, kimse bunu söylemek istemiyor.
(bkz:
nato zirvesi kulisleri)