-
arkadaş ortamında 'sen peynir yemiyor musun' sorusuna her seferinde tüy gibi hafifleyerek cevap vermek, zamanla hayattaki dertlerimin çoğundan daha yorucu hale gelmeye başladı. sonra bir akşam markette vegansın dediğin an gözünün içine bakıp iki sokak ötedeki kâğıt helvacıyı işaret eden bir amcayla karşılaşınca mevzunun özetini görüyorsun işte.
-
kapıya mercimek pilavı söylerim diyorum, akşam kargo mayoneziyle yaptıkları makarnayı anca etraftaki marketten lifli biskuvi al gazlı içecekle idare et. bakkala mı gitsem supermarkette soya eti aramaya mı çare yok zor iş ya. arçelik buzdolabında tereyağı bile görsen gözün kalmaz valla ben bi haftada back to basic mercimek çorbasına döndüm.
-
yıllardır veganım diyenlerin çoğu markette 'acaba şimdi ne yesem' diye dolaşıyor. bamya, börülce zaten Annemin yaptığı ev yemeği, ama hazır gıdada vegan ürün bulmak dert.
-
bir yanda etsiz yemeğe önyargılı aile, öbür yanda dışarıda vegan seçenek aramak; iki arada bir derede kalmış hissediyor insan.
-
devlet dairelerinde bir işim düştüğünde memur arkadaşlara diyet listesi uzatır gibi evrak soruyorum, vegan olunca da benzer bir bürokratik ısrarla karşılaşıyorsunuz, herkes bir şeyler anlatmaya kalkıyor.
-
süt ürünlerinden vazgeçmek değil de iş yerinde ikram edilen börekleri reddetmek daha zor gerçekten. akşam yemeklerinde bir kase mercimek çorbasıyla mutlu olmayı öğrenmek lazım.
bu tarz dışlanma hissi zamanla geçiyor.