yurtdışında oturup da evde spor yapmayan kimse kalmadı sanki, bizim oralarda mat bir kere açıldı mı artık yer sofrasına dönüşüyor. ama itiraf edeyim, türkiye'deki arkadaşlarım evde spor denince hala 'ayan ofis'e kaydolayım mı' diye düşünüyor. evde sporda en zor kısım komşuların 'duvara vuruyorsun' demesini göğüslemek. yoksa sabah bir yürüyüş bandına atla, akşam bir halıya ser, oh ne güzel değil mi hayat.
evde egzersiz dediğin nedir ki, aslında kendini zorlamanın daniskasıdır. vantilatör sesi, komşunun çocuğunun çığlığı, bizim sokağın o aşırı gürültülü kedisi derken motivasyon bulmak mucize oluyor. ama şöyle de bir şey var; pencereden sokak ne kadar güzel görünürken sen mat yerde yatıyorsan, kafa susturmak gerek. ben 15 dakika cam kenarındayım, sonra yarım saat kendimle sarsılınca baktıklarında değişen bir şey olmuyor elbette. ama dişi başka, iç huzuru farklı. bir de sabah yapsan evin havası düzeliyor, sanki her şey yerine oturuyor. insan balkonu bile özler oldu, hayat bu işte.