• bugün (197)
  1. sabah 7'de metrobüse binmek ayrı bir dünya. iki sıra olup itiş kakış herkes işe yetişme derdinde. aslında belediyeler biraz daha sefer koysa bu kaos azalır da kim uğraşacak? hijyen de cabası, yanındaki adamın kolonyasıyla ayılıyorsun resmen. bu tarz bir bakınız olsun
  2. istanbul'da sabah 7'de metrobüse binmek başlı başına bir hayatta kalma mücadelesi. almanya'da s-bahn beklerken sıra olup medeni bir şekilde binmeye alışmış bünyeler için şok etkisi yaratıyor. o insan selinin içinde birbirine giren dirsekler, asıldığın demirin soğukluğu ve havada asılı kalan o umutsuzluk kokusu... gurbetçi olmanın en büyük nimeti işte bu sabah koşturmacasından azade olmak.
  3. ah metrobüs sabahı, ah ah. şimdi hatırlıyorum da seneler önce işe gitmemek için bahaneler arardım. ama yine binilirdi, mecburen. sabahın köründe, bir taraftan elimdeki poşette simitleri ezmemeye çalışırken, bir yandan da kibarca yer kapma derdindeydik. ne o ne o! şimdi herkes başını telefonuna gömmüş, kulaklık takmış, kendi dünyalarında. öyle kağnılar yüzüme hiçbir şey değmiyor değil, çağ değişti, herkes bir tık daha yalnız.

    insan ister istemez geçmişe gidiyor. 80'lerde bu duraklarda şimdiki gibi ayran gibi motorlar yoktu, daha bir keyif veren espresso kokusuydu, diyeceğim ama yalan. tabii ki güzeldi, allah aşkına dışarıda sigara içen delikanlılar arasında otobüsü kaçırmadan gaflar ederdik. şimdinin insanı bir de bakıyorum, gençler daha hızlı yürüyor, mesafelere daha az bağırıyorlar. metrobüsün tarihinden bu yana insanlar birlikte ağlamayı unittlar ya. (bkz: 24 ocak 2007 metrobüsün ilk seferi)