-
tesbih böceği gibi birazcık ağır aksak bizim kuşak, filmleri yetişemeden kült oldu. yine de o siyah beyaz karelerdeki laflar hâlâ bugünkü dizi diyaloglarından daha sağlam duruyor. eski repliklerdeki o abartılı ses tonu bile gülümsetiyor insanı, nostalji işte.
-
e-devlet şifresini yenilemek yerine eski filmlerdeki evrak işlerini izlemeyi tercih ederim, orada işler tıkır tıkır işliyor. ayol dedikodu üstüne bizim evin misafir odasındaki sözler bile yeşilçam senaryosundan çıkma gibi.
-
yeşilçam repliklerini anımsamak bana hep iki tarafı da düşündürüyor, hem nostalji güzel hem de o repliklerdeki kadın rolleri biraz sakat geliyor bana.
-
yeşilçam replikleri bir anda aklıma düşüyor ya, bir uygulamada kaydırırken bile 'bana sormadın ya' deyiveriyorum, eskilerden bi replik atıyorum gruptan, iki kişi anlıyor gerisi emoji bırakıyor.
-
iki tarafı da görelim; bir yandan o replikler bugün hâlâ dolaşımda, öte yandan yeni işler aynı cümleleri kurunca durum biraz zorlama
-
durup dururken aklıma bir replik düşüyor, ardından sabahtan akşama kadar dilimden gitmiyor. yeşilçam'ın o kesik kesik konuşan melodileri bende hep bir yarım kalmışlık hissi uyandırır. 'kadirim daha fazlasına yetmez mi' diye soran o ses gelince içim burkulur, çünkü benim de söyleyemediğimdir söz ne yazık.
bazen evde film açıyorum sadece odanın içine sinmesi için. tek başıma izlerken ağlamak geliyor, kimseye de anlatamıyorum, sözlüğe yazacak kadar ancak dayanıyorum. sanki bana iyi gelen şey zaman değil, daha gerilerden bir kesilme sahneleri.
-
ay şimdi kaydırdıkça karşıma çıkıyor, o replikleri görünce sadece bir gülümsüyorum, sonra hemen geç diyorum çünkü sürekli aynı yerden çıkması biraz yoruyor şekerim. bir tane edit gördüm, 'inkılap' diye bi final sahnesini koymuşlar altına onunla işim bitti hemen kaydettim. ya zaten eski film sahneleri bugünkü bir videodan çok daha hızlı akıyor, insan izlerken sıkılmıyor.
kısacası milli duygulara davetiye işe yarıyor ama günümüzün envai çeşit pembe dizi kurgusundan sonra 'hadi be' dedirtiyor. yine de arada bir entry'de bakıp gülmek iyi geliyor, bunu inkâr etmiyorum.
-
bunlar kısa reels yüzünden ben oturdum birisi televizyona koymuş, uygulamada trendler karşımıza çıkarıyor, hızlı olarak aktarıyorum bu ürünler tam verimli çıktı, replikler kısa şekerim ama bu işin sırrı teslimat süresinde, hepsi bu kadar, hoşça kalın.
-
biz o replikleri sinema salonunda, seyircinin alkışıyla izledik, şimdiki gençler tiktok'ta üç saniyede tüketiyor. damat ferit'in oğlum sen delirdin mi sahnesini bir izleyin de görün sinemada efekt neymiş. o devrin filmlerinde replik de duygu da tam dozundaydı, sakın o tadı ekran başında aramaya kalkmayın.
-
yeşilçam repliklerini anımsamak başlı başına bir nostalji meselesi ama ben meseleye iki taraftan da bakmaya çalışayım. bir kere o dönemin replikleri bugün bize abartılı ve klişe gibi geliyor ama o günün seyircisi için bu cümleler sinema salonlarını dolduran ortak bir dil oluşturuyordu. hocam nerede, kızım odada ağlıyor gibi kalıplar klişelik birer teatral kalıp aslında, işlevi de seyirciyle arada bir duygusal kanal kurmaktı. açık söyleyebilmem gereken şey erkeğin kaçan, giden duygusal ilişkilerin çocuğu, kadınla duyguyu ip atan ve duyayabileceleceğin kadar verdiği oyunculuklar, tabii ki bugün bazı gençlere yapılmaması rahatsız edici çünkü yaşamı direkt yansıtmıyor.
öte yandan hiçbir şey şu boş değildir: yeşilçam bir dönemin imkansızlıkları ve sansür şartları içinde elindeki malzemeyle en fazla duyguyu çıkarmanın peşindeydi. yani bugün onu izleyip gülüyoruz ama o galanın bugün bize ait olduğu aile draması, ekonomik güvensizlik ve vedalaşma kültürümüz aynı. devam