• bugün (185)
  1. eskiden çocuk sahibi olmak demek bir evin içinde yaşamla birlikte ölümü, neşeyle birlikte kederi birden yaşamak demekti. şimdiki gibi tablet, telefon, elektronik aletler arasında çocuk büyütmek yerine bahçede koşturan bir kuşak vardı. komşular birbirinin çocuğuna göz kulak olurdu, herkese 'oğlum', 'kızım' derdik de kan bağı aranmazdı. çocuk evin direği, ocağın ateşiydi. marketlerdeki pazar poşetlerini görünce çocukluğum gelir aklıma; ramazanda şeker toplamaya gittiğimiz sokaklar, bayram sabahları sıra sıra bekleyen torunlar... şimdi insanlar çocuğa yatırım gibi bakıyor, analık babalık vicdan ve emanet işine dönüşmedi mi? neyse ki babaannemin bana öğrettiği gibi bir fincan komşu kahvesi bile bir evi ayakta tutacak en muazzam eser, bunu bilerek her sabah bir kez daha düşünüyorum. hayatın anlamı belki de tam olarak bu: birinin gözlerine bakıp büyüdüğünü görmek, onunla beraber senin de başka bir insana dönüştüğünü fark etmek.
   tümünü göster