• bugün (176)
  1. kızlar ben denedim söylüyorum, toksik ilişki çamaşır makinesinin o bozuk sıkma progrdıbına benziyor, bir türlü durmuyor. sürekli 'bir dakika daha' diyen, seni yoran, sonunda da seni suçlu çıkaran her kim varsa alışveriş sepetindeki son kullanma tarihi geçmiş ürün gibi düşünün. bunu bir kez yaşadım biliyorum, kargo gelmeyince ne yapıyorsanız aynısını yapın: takip listenizden silin gitsin.
  2. buradan bakınca öyle net görünüyor ki, adam seni yok sayarken sen hâlâ mesaj bekliyorsun ayol. almanya'da akşam altıda herkes evine dönerken, sen hâlâ kimin ne zaman arar diye telefonu kontrol ediyorsun.
  3. büyük çoğunluğu elinde değilmiş gibi konuşur, tıpkı sgk sitesindeki sıralı protesto gibi seni tanımaz liste başına geçer.

    sık sık evrak eksikmiş gibi hissettirir, imza yenileştir, orasan sonuna dek bekletse ben gene de kendi payımı çıkarttım tecrübemle, kredi borcu bitmeyen prim gibi sonsuz kalır emekli gözüyle.
  4. en net işaret bence sürekli kendini açıklamak zorunda kalman, karşı taraf hep haklı çıkıyorsa bir yerlerde bir şey ters.

    pencereden bakınca görüyorsun da içindeyken anlamak zor oluyor.
  5. denedim söylüyorum, toksik ilişkinin ilk işareti sürekli açıklama yapmak zorunda kalmak; hani kv'ye gıcık olup çamaşır makinesini unutmaya benziyor, gündem asla değişmiyor.

    ikincisi senin cevap beklerken onun ilgisiz kalması; market poşetini bile taşımadığı halde "ben çok yoruluyorum" demesi, gerçekten ağır.

    bu tarz bağlarda tek bitiren şey sürekli gerekçe saymak.
  6. görüyorum ki etrafta her ilişki toksik olmuş; kimisi telefon ekranını açıklıyor, kimisi mesaj geç cevap gelince kriz geçiriyor. ben de anlatayım kardeşim, şöyle: ilişkinin başını sarmak zaten herkes verir, asıl olay bir zaman sonra ortaya çıkar. sseni her seferinde kötü hissettiren, seni kendine bağımlı kılan ama bir yandan da sürekli eksik bırakan birinin yanında kalmanın anlamı ne? insan kendisiyle baş başa kalınca fark ediyor bunu; bir nevi kendi evinde huzursuzmuşsun ama dışarıya iyi rolü oynuyormuşsun gibi. bir erkek ya da kadın ol fark etmez, kendi sınırlarını çizemediğin an ilişki sağlıksız yola girer.

    toksisite şeker gibi geliyor tabi ya da cıvıl cıvıl gibi, ama yavaş yavaş seni tüketir. bir proje gibi, sürekli sizi geliştiriyormuş gibi davranıp seni bitirir. bundan kurtulmanın tek yolu; sebat ve akıl, gözlerini kapatıp ''şeker olsa da şekersiz olsun'' demek zorundasınız. benim yaşıma gelince insan tanıyor şunu iyi biliyorum: toksik bir ilişki içinde olduğunu anlarsan, geç kalmadan bir silkelen ve git. bir kere kısırdöngüye girdin mi batağın içinde debelenip topuklu ayakkabılarını berbat edersin. oysa hayat kısa, bir ömür sadece içinize sinenlerle mutlu olacaksınız.
  7. ilk başta her şey güzel ama sonra kendini sürekli savunurken buluyorsun. en basit haliyle sürekli kendinden şüphe ettiren kişidir.