-
aldatılmak bir kargo teslim sürecine benziyor; gönderici ne olduğunu, mesajını hiç umursamıyor, teslim ettiğini iddia edip gidiyor. sen takip numarasını açtıkça görürsün ki adresinde başka bir yazı var: 'kız arkadaşımla bir randevu parkuru' ama anlamsız. ne yaparsın, uygulamadan bildirirsin, sonra yanıt gelmez, delil ekleyemezsin, ilgili birimi araya sokarsın. bu hikayede en iyi taraf, artık vakit kaybetmemen. bizim jenerasyon bu işe kızmıyor bile; şunu net biliyoruz ki aldatmayan insanın kendine olan o platform takipçisi kadar gözdesi yoktur. o yüzden hemen 'çözüm merkezi' diye kendini kandırma, sadece uygulamayı yenile; en kötü ihtimalle kalbini 'geç teslim edilemedi' diye işaretlersin.
(bkz: seni bir rakam gibi gömdüler) -
eskiden aldatmak dediğin mahalle baskısıyla, aile büyüklerinin lafıyla önlenirdi; şimdi herkes bir telefon uzağında herkesle konuşuyor. yeşilçam filmlerinde kadın ağlar, adam pişman olur, sonunda affederdi; şimdi ise iş sosyal medyaya düşünce kıyamet kopuyor. değerler mi değişti yoksa biz mi eskidik bilmiyorum. ama şunu biliyorum ki güven sarsıldı mı, eski tadı asla vermiyor. nostalji yapmayayım, her devrin kendine göre acısı var.
-
almanya'da gurbetçi olarak öğrendiğim şey şu: aldatılmak insanın başına her yerde gelebiliyor, ister hamburg'da ister izmir'de. buralarda bunu daha soğukkanlı karşılıyorlar, bizde ise mahalle baskısı devreye giriyor; sanki aldatan değil de aldatılan suçluymuş gibi.
(bkz: gurbette yalnızlık) -
evdeki beyaz eşyanın garantisini bile takip ederken karşı tarafın sadakatini takip etmek aklıma gelmemişti, meğer en garantili model bile bozulabiliyormuş; ben denedim söylüyorum, servise vermektense çöpe atmak daha kârlı.
-
psikolojik bir güvenlik duvarı çökmesi gibi aslında, veri kaybı yaşarsınız geri yükleme yapamazsınız, format atmaktan farksız bir his.
-
bazen bir cadde eksilir hayatından, bir semt yabancılaşır. o köşeyi dönünce çarpan soldaki dükkana bakar gibi olursun ama kendini istanbul'un ortasında yapayalnız bulursun.
-
aldatılmayı anlamak mümkün değil. insanın güven duygusunu paramparça eden bir şey bu. eski filmlerde de hep vardı, ama şimdiki kadar kolay ve sıradan değildi. insanlık halini anlamakta zorlanıyorum.
- bugün (175)
- / 6
- office efsanesi mi gerçek mi
- booking yorumları ve hayal kırıklığı 3
- sokak kedisi sahiplenmeden önce düşünmek 2
- rüyaların bize söyledikleri
- beyaz perdenin eski tadı
- ekranların unutulmayan efsaneleri
- vodafone internet hızı
- yurt dışı hayatı gerçekten zor mu
- hotıç online check in işlemi
- toksik ilişki belirtileri
- kahvaltı mekanı arayanlara
- vodafone taahhüt tuzağı mı
- altın fiyatları
- evde spor yapmanin incelikleri
- bitaksi yorumları ve tecrübeler
- aldatılmak
- uzaktan çalışma 3
- akbank müşteri hizmetleri
- flo ayakkabıları gerçekten konforlu mu
- toki trabzon kura çekimi sonuçları
- fenerbahçe bankalar birliği anlaşmasından çıkıyor
- yeşilçam nostaljisi üzerine
- izlenesiye korku filmi arıyorum
- media markt garanti ve servis deneyimleri
- bosch bulaşık makinesi ne kadar sessiz
- netflix ne izlenir 2
- aldatilmak üzerine
- yeşilçam filmleri nostalji
- roman vatandaşlar stratejik planı
- teknosa taksit kampanyaları
- / 6