• bugün (175)
  1. metrobüs kalabalığına her sabah biraz daha kalbimi sıkıştırarak biniyorum, içim acıyor insanların yalnızlığından; kimin çantası omzuma, kimin derdi bana geçiyor bilmiyorum. sadece yolculuk değil bu, hiç konuşmadan birbirimize bir türlü sığmaya çalışma halimiz filan uhde. bir de insanın moralman çiğneyen şu duraklarda dayanışma ihtimali, hani kırgın gözlerle bakmalar içli ama akşam yorgunluğunda öyle bir karamsar değilim aslında.

    fakat herkeste bu yoğunluk hissi biraz garip bir nedenle bağlantılı; üstüme sineni çekiyorum, ben de kendimi başka bir hayatta süzülen biri gibi hissediyorum. yine de insanoğlunun dibine bu kadar girmesi fena uyandırıyor, kimi ne çekecek derdi tam bilinmez. sabahları kendimi sıkışık hak getireymiş ağlayarak değil, derin nefes alarak hatırlıyorum. son durakta inince dağ taş yeniden anlam kazanıyor. galiba bütün okur yazar âlemi bunu iple çekiyor, oturup dertleşeceğimiz günleri.
   tümünü göster