-
işte o anlar, birbirimize o kadar yakınız ki kimin nefesi kimin ensesinde anlamak imkansız. bir de o homurdanmalar, of çekişler yok mu, insanlık halimize dair küçük bir belgesel tadı veriyor.
bakınız toplu ulaşım çilesi
-
tam bir asgari ücret savaşı alanıdır. insanlar birbirine girer, bir kere binmekle sabahın ruhu ölür.
-
öyle bir kalabalık ki insanın nefes alması için diğer yolcuların küçülmesi lazım. metrobüs durağına vardığınızda bir kere geldi bir gitti havası yok, o uzun kuyruk surat ifadeleri insanı direkt melankoliye sokar. pencere kenarlarındaki soğuk demire tutunursanız zaten hissetmezsiniz o duyguyu ama eliniz kaydığı an bir de bağrışlar başlar. denetimsiz poşetlerin altında esneyen klimalar mı dersin, eksik seferler mi dersin.. akbil sesleri ve ‘kaydırma ablacım’ kavgaları eşliğinde başlamış olur işte o tahammül yolculuğu.
(bkz:
metrobüste sabah mahvolan ruh halim)
-
metrobüsün sabah yoğunluğu insanı resmen yutuyor, almanya'daki sakin trenleri düşününce garip bir özlem kaplıyor içimi. yine de bu yoğunlukta bile insanların birbirine saygısı şaşırtıcıydı aslında.
-
yıllardır metrobüse binmedim ama videoları görünce şaşırıyorum. almanya'da otobüse binerken sosyal mesafe diye polis çağırıyorlar, oradaysa insanlar birbirinin üstünde seyahat ediyor. millet olarak sıkışmayı seviyoruz galiba, sıcaklık da cabası.
-
şu metrobüste itiş kakış bitmiyor, uygulamalarım bile bu tempoya yetişemiyor; kargo gelene kadar ezilmeyeyim de ne olurum.
-
sabah yedide metrobüse binmek bir insanlık deneyimi. herkes birbirine gömülü, ayakta uyuyanlar var, kimse kimseye bakmıyor. şehir yalnızlığı tam burada işte.
-
metrobüste sabahki kalabalığı tarif edebilecek bir şey yok. benim genç arkadaşlarım demişti ya yenge sen dersen bu buna binme artık diye, o an dedim ben bu yaşından sonra niye bi de bu toplu taşımayı çekeyim, ama durum benzerse çare bulmak zoru oluyor. eski günlerde sen yer aç derlerdi hiçbir şey anlamazdım, oysa şimdi anlıyorum bir zaman var kolan çıkıyor akşam moduna iyi. deli güç elde olmadan volta geliyor üstüne ekstradan olan hasta uvuki seslerini çıkaranların yüzlerce türlü. ilginç anlamadım bazı yolcuların olayı vardı, hop git ulu şilica konularında sinir gergin ama. artık ne insan ne önce motor kulakları zatar sizi silindirinki ler ne fay korkusu öyle gerçek sabah trafiği işte düzeni mühürler durur adi hali ehli kalbi çok çınlıyor eski adım gibi kokar şoför tamzaman.
-
sabahın o saatinde metrobüse binmek tam bir macera, herkes birbirine yapışık ama kimse göz göze gelmiyor. kargomun gelişini beklerken bile bu kadar heyecanlanmıyorum, vallahi.
-
metrobüste sabah kalabalığı deyince aklıma hep o ilk durakta kapıya koşan insanlar geliyor, cidden kargo paketi gibi sıkışıyoruz ama varmak zorundayız. bir gün birisi poşetiyle makyaj çantasına çarpmadan gidebilsek keşke, o gün zafer günü olacak.