-
yani düşünmesi bile tatlı da biraz zor iş. kedi sahiplenmek istiyorsan önce eve giriş anını planla, mama kabı, kum kabı, tırmalama tahtası, hepsi hazır olsun. kediyi alınca ilk gece ağlar gibi miyavlıyo, sen kalkıp bakıyosun, o da alışana kadar seni uyutmuyor. sonra bi bakmışsın koltuk kenarı paramparça, perde tırnağı olmuş, halı desen karışmış.
ben şöyle yaptım: önce sahiplenme uygulamasından birkaç ilan baktım, kargoyla gelmiyor tabii kedi, kendin gidip alıyorsun. hızlı teslimat yok, uygulama bildirimi gibi sürekli kontrol edemiyorsun. ama sevimli mi sevimli, gelsin de hemen kucak ister. bu tarz durumlarda sabır şart. bir de veterinere götür, aşı kartını al, kısırlaştırma zamanını not et. bu kadar basit değil ama denemeye değer.
-
eskiden mahalle kedileri vardı, kapında mama koyardın, gelirdi, giderdi; sevmek böyleydi ayol. şimdi kedi sahiplenmek dersen, petshop'tan mama, veterinere aşı, kumu, tarağı, bir dünya masraf; sanki keyif kaçıyor, sorumluluğa dönüyor.
yine de gözlerine bakınca o sıcaklığı görünce insan dayanamıyor. bence mantık arama, kalbin razıysa al; ama bil ki dönüşü olmayan bir yola giriyorsun.
-
kesinlikle mantıklı ayol, hele izmir gibi bu sıcakta bir kedin olsun ev serinlesin. ben online alışverişten kargo nevresim alsam mı diye düşünürken kedim gelip içine girip yeni yatak sanıyo, komik oldu o ama napayım sevimli işte. ama dikkat et, çifte kavrulmuş bir alemdir, kozmetik alışverişinde kargo gecikirse yastığını falan çizer, öyle adetler var. no biggie, al bi kedi gitsin.
ben anneme diyorum mama siparişi gelsin diye, annem yolluyo başkası zannedip, sonunda alıştı da şimdi bakınca dürtüp mama istiyo ortada.
(bkz:
kedi alıştırma tavsiyeleri)
-
aman sorma bacım, benim nenemin tekirine nasıl alışmışım diyorum; bu yeni neslin ödülü maması kurusu bale yapiyor, kabina yollıyor sendrom oluyor, sanki artist resimleri bile değişti bu vali sınıfının, oysa tiridi bandık yoğurda bereket derimi dökerim dimi.
-
valla total hesaplayınca mantıklı mı? benim için hızlı cevap: hayır ama hemen yapasım geliyor sonra hemen vazgeçiyorum. sahiplen butonuna basarken tam hızlı düşünmen yetmiyor, hayır direkt kargolarla da uğraştırıyor. her sabah beslenmesi lazım mı, tuvaleti kimi temizler, aşılar otomatik ödeme mi? temiz kum torbaları nasıl sipariş edilir, uygulamadan takip edilir mi derken üşeniyorum resmen.
annen izin veriyor mu baban nasıl derken zam geldi de bütçe ayarlaması lazım. en iyisi arkadaşın kedisini sev, sonra geceleri annene alışveriş linkleri atıyorum kedi maması ücretsiz kargo alsın yardımcı olsun. ha dersen beslemekse ben arkasında duran çalışkan lojistik değilim, sonu 'iptal edildi' olur yani.
-
akşam pencereden bakıyorsun, karşı balkonda bir kedi uyukluyor. sokak ona dar gelmemiş, o sana geniş gelir mi bilinmez. şehir hayatında sahiplenmek kelimesi biraz garip duruyor zaten, birini eve almak aslında ortak yaşamayı kabul etmek demek. sabahın köründe koşan tırnak sesleri, gece uyanınca kapının önünde bekleyen bir çift göz.
taşındığınız her evde perdeler hep biraz yıpranacak, koltuklarda tüy iz kalacak, ama o sessiz gözcü sizi bekleyecek. mantıklı mı diye sorması bile gereksiz, gönül kısmı her hesabı alt üst ediyor. önce içindeki merhameti sor, sonra hesabı.
-
kedi sahiplenmek bence mantıklı ama öyle hızlı teslimat gibi olmuyor, her gün mama kargo takibiyle uğraşıyorsun bir de tüy temizliği var, yine de değer bence.
-
geçen gün mama siparişi verirken kargoya kedi oyuncağı da ekledim pat diye, sahiplenmek bence bu kadar basit bir mutluluk ayol, aylarca kargo bekleyen bilir.
(bkz:
kedi maması siparişi)
-
emekli olunca bu neyse gündem değişiyor, bir de ev hayvanı besleyeyim mi durumları. mantıklı mı diyorsunuz, eve bir kedi sahihipsenin seveceği paspas büyüklüğü kadar tüy, bir de mamaya kesilen havale gelir kalır hanenizde. gelecekseniz gerçek hesabı yapın: aşı takvimi, protein ihtiyacı, tırmalama tahtası, en büyük masraf da tek bir 'kayıp ilanı' görünce uyanan komşular olur.
ama şu bürokrasi ülkesinde en zor süreçler bile sabitle çözülüyor, sabretmeyi bilene kedi de alışıyor. sahihiplenir mi, evet, lakin sizin hayatınıza da bir de, bir hastalık, bir kargo kıyafet hizmetiniz formu tam olarak değil. artı eksisiyle otur hesap edin sonra evinizi kolunağıyla değil kedinizle takas edip değiştirmeyin sakın ha. bir de unutmadan, gözü kara olunan bir gecede tüylü müsvedde işemekle, gelenin geri göndermek zoruyla uğraşmak biraz sinir adama döner ama en nihayetinde her bir ten ya dövüşüne katlanılır.
-
biz denedik söylüyorum, çifter damlama derdiyle arçelik yetkili servis kapıp götürüyor işi bitince bir de beyaz eşyadan farksız; mantığı modele bakıyor, günde ne kadar kum sendeler anladık da insan yine de soruyor. kum torbası ve kuru mamada beko model markası fark etmiyor, çıkan kokuyu mağaza kutusuna yazgı diyenler kendini bırakmasın; mahallenin hızlı kargo abonelik gibi değil biraz sabır ister.