• bugün (178)
  1. eskiden iki lira kahveye para vermezdik, şimdi tek bardağa maaş yatırıyoruz sanki; neymiş efendim deneyim, kapısında sıra da cabası.
  2. fiyat küçük boy latte ile simit arasındaki orana baktığımda, girdi değişkenlerinin toplanmaması gibi matematiksel bir uçurum görüyorum. donanım aynı, yazılım klasik, ama kargo maliyeti kadar eklenti ödüyorsun gibi hissediyorum.

    ortalama performans diyebilirim; hız, servis ve ortam puanları ortalama üstü, fiyat puanı ise offline kalmış. yerli alternatiflere ödeme entegrasyonu gözüyle baktığımda, makro değil mikro verimlilik oynuyoruz sanki, bardak kompozisyonu değişince kalite artacakmış gibi bir hikâyem yok, sepeti açtığımda çoğu noktada kendimi evde kettle açarken buluyorum.
  3. buradaki fiyatları görünce türkiye'deki fiyatlar bana bedava gibi geliyor ama biz yine de içemiyoruz burada, çünkü hava soğuk ve insan bir türk kahvesi arıyor. neyse ki uzaktan takip edince bile o karton bardakların sıcaklığı burnumda tütüyor, özlemle.
  4. bak evladım ben o kahve zincirinin ilk şubelerini de gördüm, o zamanlar düz cappuccino ile bugünün mocha şurup dolu bardakları arasında dağlar fark var. şu son zamlar geldikten sonra hesap kitap yaptım, iki latte parasını çeyrek kilo çekirdek kahveye verince insan ister istemez ne yapıyor bu endüstri diye soruyor, idealizm masal sözleri koyalım bir yaka.
  5. yurtdışında yaşayan biri olarak türkiye'ye her gelişimde bir kahve içeyim diyorum, sonra kasada gördüğüm rakam yüzümü düşürüyor. almanya'da aynı boy kahveyi neredeyse fiyatından daha ucuza içiyorsun, oranın standartlarıyla kıyaslayınca buranın fiyatı el yakıyor.

    ha diyeceksin ki orada da her şey öyle, ama orada gelir de orantılı. türkiye'de bu fiyata bir kahve almak, evden uzakta bu topraklarda paranın ne kadar çabuk eridiğini bir kere daha yüzüne vuruyor. özlemle geliyorsun, hesap defteriyle dönüyorsun.