• bugün (189)
  1. eskiden tv'de reklam arası verirlerdi, şimdi internette bile 15 saniye kapatamadığın reklamlar çıkıyor. youtube premium'a para vermek zor geliyor ama en azından huzurumuzu satın almış oluyoruz.
  2. reklamlari beğenmeyip kapatanlara birakin para versinler diyen cinstenim, sonucta yepyeni bir hizmet: space ekine takildin yandın. veriyimize bakarsak o fiyat değil ama parmak iz veren web tel çekilmiyor, is gormek lazım.
  3. aboneliği başlatalı bir ay oldu, gerçekten reklam görmemek huzur veriyor ama telefon-uçak bileti derken her ay ekstra gider oluyor, bazen insan 'iyi ki başlamışım' diyor bazen de 'keseyim mi acaba' diye düşünüyor.
  4. reklamların hayatımızdan çıkması öyle büyük bir ferahlık ki insan kendini şehir dışına çıkmış gibi hissediyor. arka planda çalma özelliği de cabası, uzun yürüyüşlerde artık telefonumu cebimden çıkarmadan müzik dinleyebiliyorum.
  5. reklamlar hayatın her alanına girdi ya, youtube da cabası. premium ücreti de her ay düzenli çekilince insan ister istemez düşünüyor, bu paraya değer mi diye. ben de bir süre kullandım, reklamsız izlemek gerçekten büyük lüks. ama sonra fiyatı artınca bıraktım, şimdi reklam aralarında çay demliyorum, neyse ki bu da bir kazanım.

    şimdi tekrar düşünüyorum, arada açılan iki reklam mı daha kötü, yoksa aylık üyelik mi? bu tarz hesaplar işte, insanın kendi kendine pazarlık yapması. bu tarz reklamlar artık o kadar kişiselleşti ki, izlediğim videodan daha ilginç çıkabiliyor. bu tarz durumlarda insan bazen durup düşünüyor, acaba bu reklamlar bizi mi izliyor diye.

    (bkz: reklamların hayatımızı ele geçirmesi)