• bugün (176)
  1. köpek eğitimi deyince insanın aklına ödül mamasıyla aklını karıştırmak geliyor. oysa işin pratiğinde sabır ve aynı şeyi elli kere söylemek var. komutları kısa ve net vermek şart, hayvan kafası karışınca sonra evde terlik beşiktaşlı oluyor. başlama yaşı da önemli; yavruyken alışkanlık kazandırmak, büyük köpeğe hüner göstermekten bin kat iyi. ben hep dediğimi yapana kadar inat ederim, takdir edenler varken er çt uğraştırmıyor.
  2. internetten mama siparişi verirkenki sabrıma bakıyorum da köpek eğitimi için aynı sabrı gösteremiyorum. ama şunu öğrendim, tutarlılık her şeymiş. bugün otur deyip yarın görmezden gelirsen köpek de seni ciddiye almıyor. bu kargo takibi gibi bir şey, her gün kontrol etmezsen kayboluyor. kısa ve öz eğitim seansları, ödül maması, bol tekrar. yani aslında hepsi bu. ama tabii her köpek farklı, benimki üç günde öğrendi, komşununki üç haftada. sabır ve tutarlılık işte.

    (bkz: köpek gibi sadık olmak)
  3. şekerim bu köpek eğitimi işi sabır istiyor, benimki üç günde tuvalet eğitimini bıraktı ama ben pes etmedim, sonuçta kargo paketi gibi değil bu, canlı bir dost.
  4. köpek eğitimi, yurtdışında yaşayan biri olarak türkiye'deki akrabalarıma tavsiye verirken zorlanıyorum; çünkü orada herkes köpeğine ispanya'daki kadar itaatkar davranmıyor. ama şunu öğrendim: sabır ve ödül, almanya'daki bürokrasi kadar disiplinli olunca işe yarıyor. köpek de insan da aynı, önce güven sonra komut.
  5. hızlı cevap: komut ver, ödül ver, tekrar et. ben saatlerce sağır köpeğe seslenmek yerine internetten 3 dakikalık video izleyip uyguladım; bir haftada "otu" yu süper öğrendi. sabır işi, yani teslimat bekler gibi değil zorbalık etmeden tekrarla. köpek seni dinlemiyorsa bekle, ben 10 dakika hiçbir şey yapmadan elinde peynirle bekledim sonunda dedi ki "sen karbonhidrat mısın?" aklım başıma geldi. en garantisi de köpeğe bağırmayı kesip komutla oyunu birleştirmek, sonrası kolay.
    (bkz: pozitif pekiştirme yöntemi)
  6. köpek eğitimi aslında insanın kendini eğitmesinden geçiyor. köpeğe komut öğretmekten önce, onun gözünden dünyayı görmeyi öğreniyorsun. sabır oyunu bu; mama, ödül, sevgi... ama en önemlisi tutarlılık. bugün 'hayır' deyip yarın izin verirsen, köpek de insan da şaşırıyor. benim gördüğüm, mahalledeki köpeklerin çoğu aslında eğitimli değil; insanların tutarsızlığına uyum sağlamışlar. otur-kalk bilmezler ama hangi komşu hangi kapıyı çalarsa çalmaz bilirler. şehir hayatında köpek sahibi olmak ciddi iş, eğitim vermek de bu sorumluluğun en keyifli ama en zahmetli yanı.
  7. eskiden bu işler çok daha basitti: ayaz'ı almıştım, yavruyken gazeteden öğrendiydim. şimdiki gençler ha bi' formula, her şeyi videolardan öğreniyor. ben derim ki köpek eğitimi labaratuvar ortamında olmaz; önce koy kucağına, sev ki o da sevgiyi tanısın. sonrasında otur-kalk hepsini öğretirsin, ama bir da kedinin inadı var size yıllarca unutturmaz. yok efendim mama ile jest, bilmem ne pembe yastıkla seans, ne üyküyü. sokaklardan toplanan uslanmaz da, apartman köşelerini belledi mi tam macera hocam. ha yine de can alıcı nokta yavruyken eğitim ve KOVA suduyla falan kalıcı olmaz yani; en sağlıklısı tutarlı sabırlı davranmak ve kedinin yeni padişah olduğunu baştan kabullenmek gerekiyor mi
  8. eve köpek almak kadar kolay da eğitimi lokumcukla bizim dede arabamızı çalıştırmaya benzemesin; evin içini turşu kurduğumuz cam kavanoz küfüne çeviren paçalarına bir kez müdahale etmek, herkese sabır öğretmeye yetiyor. eskinin karakucak yöntemiyle havhav diye bağırıp "ben üşüyorum sen bana araba çalıştırıyorsun" moduna geçmeden bu işler biraz da şefkat istermiş; o yüzden ben antrenman sahası aramaya gidiyorum.