• bugün (188)
  1. ben de yıllar önce bu dertten geçtim, hollanda'da gurbetçi olarak yaşarken ayrı bir acı çekiyorsun çünkü uzaktasın, her şeyi içine atıyorsun. aklıma düştükçe gözüm doluyor ama zamanla şunu anladım: gidenin arkasından ağlayıp durursan, kalacağın yeri belli edemiyorsun sanki. yeni bir şehir kurmak, sokak isimlerini öğrenmek, dilin bir kısmını konuşmak bile üzüntüyü eskitiyor, tıpkı üstünden geçen her yağmur gibi.

    bir de şu detayı anlatayım, yaşadığın semt değişiyorsun, akşamları aynı kafeye oturmuyorsun, o ezberleri kırınca insanın içi bir süre tuhaf oluyor ama işte tam o boşlukta yeni hobiler başlıyor. ben daha iyi nasıl yemek yaparım dedim, şimdi türkiye'deki arkadaşlarım beni 'yemekçi' diye çağırıyor. aşk acısı öyle 'geçti' dediğin bir şey değil, sadece bir yer ediniyor, deve de kabuk bağlıyor.