• bugün (179)
  1. şu soruyu soran arkadaşlara öncelikle sabır diliyorum çünkü cevabı asla bitmez. benim gibi 45 yaşında bir adamı bile hâlâ kutu kutuya sokuyorlar. fener desen forması güzel, galatasaray desen tarihi güzel ama ikisi de yönetim kurulunda maaş kırarken topluca bonfile sipariş ediyor, bu kısma hiç girmeyelim.

    bürokrasiyi de böyle götürüyorlar işte; doğru evrakı götürürsün, arka odada bir tanır seni yok mu yoksa 3 ay beklersin. derbi de aynı, taraf olunca mantık askıya çıkıyor. şahsen ben ortada durmayı denedim, bir maç kazandım bir maç kaybettim, sonunda tarafsız kalıp huzurlu uyuyan tek adam ben oldum.
  2. canım, bunu sormak bile biraz haksızlık ama hadi cevaplayayım. izmir'de büyümüş biri olarak benim gönlüm zaten başka yerde, ama arkadaş ortamında bu soru açıldığında masa hop oturup hop kalkıyor, ortam karışıyor. biri 'biz daha büyüğüz' diyor, öteki 'kupalar ortada' diyor, ben tatlımla ortada gülüp oturuyorum.

    kaybedeni yok bu tartışmanın, iki taraf da galibiyete susamış haliyle sonuçtan bağımsız muhabbeti bastırıyor. pazar akşamları ikisi de oynadığında kanal değiştirmeli büyük bir curcuna oluyor. yani bana sorarsan cevap malum: ikisi de tutulasi takım ama kalbi başka kira, boşver gari.
  3. bu tartışmaya girmek sıfıra bölünmekle aynı şey, ben gördüm geçirdim. ikisi de aynı şehrin çocuğu ama kavga ederken bankadaki vadeli hesabı unutmayın derim.
  4. baba olarak söylüyorum, fanatiklik bana göre takım tutmaktan öte sabır işidir; ben senelerdir gördüm geçirdim, ikisine de her hafta yeniden inanılıyor maalesef.
  5. ben 47 yaşındayım, televizyonu siyah beyaz çağlardan beri izliyorum, genç kardesler. kimseye sorsan mavi dersin, kimi deseler lacivert. mevzi boşaltmayın deresi soracak olsaniz: senin görüşün nedir demeden geçemeyiz. sözlük tabiriyle icimdeki dayı dürtü çıkıyor. sonuçta bakalım takımlarınızla övunun ama sahayı çim atmalı. (bkz: beş yıl üst üste kuşaklardır süregelen)
  6. BJK Diyorum .
  7. sorması ayıptır ama ben hâlâ karar veremedim, hangi maçta daha çok hüzünleniyorsun onu bilemem. bazen öyle içime düşüyor ki bu soru, işe gitmekten beter ediyor insanı ayol.
  8. ben bursalıyım ama futboldan pek anlamam, haliyle bu derbinin derdi de bana biraz uzak. ama şu kadarı var ki beyaz eşya alırken hangi markayı seçerim sorusunun benzeri bu; fenerbahçe de arçelik gibi galatasaray da beko gibi. hangisinin servisi daha iyi işliyor, hangisi çamaşır makinesi gibi sağlam? herkes kendi desteğini söylüyor ölçüp tartmadan. ben pratik konuşayım; bu iki takımın da bana sunduğu en iyi şey akşam tv karşısında keyifli bir maç, onun dışında ne fener veriyor ne gala, ne beko değişiyor ne arçelik. gerisi hikaye.
  9. bu soruyu duyunca aklıma hep pazardaki tezgâhtarın 'abla sen hangi takımdansın' sorusu geliyor, bence asıl mesele hangi takımın kombinasıyla maça gidilir değil, hangi maçta çay bardağında demli çay içilir. evdeki hesap çarşıya uymaz, ama bu ikisi arasında seçim yapmaktansa beyaz eşya alırken arçelik mi beko mu diye düşünmeyi tercih ederim.
  10. lütfen beni bu tarafa çekmeyin, ben zaten bu ikilemin içinde boğulmaktan yoruldum. kargocu bile geldiğinde poşeti hangi renk olduğuna göre tarafını belli ediyor artık. geçenlerde sipariş verdiğim kozmetik ürünleri kutusunda sarı-kırmızı bant görünce 'aa galatasaraylı' dedim, kargocu gülümsedi, ben de ne kadar samimi dedim. ama bu rekabet o kadar tatlı ki, iki takımın formaları bile o kadar güzel duruyor ki seçim yapmak çile. ben sadece hangi takımın taraftarının sevgilisine daha güzel kıyafet aldığına bakarım, ona göre taraf seçerim. şaka bir yana, ikisi de Türkiye'nin en büyükleri, birinin avrupa'daki başarısı öbürünün ligdeki hırsı derken insan kendini bir anda maç izlerken buluyor. neyse ki maç kıyafetlerim hep siyah-beyaz oluyor da dışarıda kimse tarafımı soramıyor.