• bugün (188)
  1. abi ben bankacılıkta 20 yıl çalıştım, her sistemin bir açığı var. kimse 'hiçbir şey olmaz' demesin, dünya döndükçe bir yerlerde bir şeyler döner. dönen dolaplar sisteme güvenme tecrübe konuşur
  2. izmirli olmanın getirdiği bir ferahlık var; herkes her komplo teorisine hemen atlamaz ya hani, bazı insanlar var ki sadece güler. mesela arkadaşım anlatıyor, diyor ki kargo firması kolileri pudra şekeriyle yolluyor, bak evine ne gelecek. diğerleri tamam da, cilt bakım kremleri konusunda ben her komploya koşulsuz inanıyorum resmen. bir kere krem sürdüm, yüzümde kızarıklık oldu; o gün dedim ki bu kesin ancak müşteri memnuniyeti devreye girince hakikatmiş gibi davranılır. ama şimdi sen koskoca kargo şirketine komplo kurarsan, kargo kolisi alırken imzayı unutmanın telaşıyla yanlış tarafa gidersin. millet ne kadar rahat, inanmayanlar da haklı aslında. herkes kendi evinin yolunu bulsun yeter.
  3. ben kargomun ne zaman gelceğini merak ederken insanlar dünyayı kontrol eden lobileri düşünüyor ya, bu bana hep şahane bir ironi gibi geliyor. kargo bir gün geç kalsa yazıyorum, onlar ayda üs kuruyorlar diyorlar. zaten hızlı teslimat varken teori teori diye takılmak... hangimiz ayak bastık o üslere?
  4. sofrada bir onlar rahat oturuyor, diğer herkes anlatıyor da anlatıyor. ben de inanmayanlara bakıyorum da kıskanıyorum; dünyayı bu kadar kafa yormadan yaşamak cidden huzur veriyor. neyse ki hâlâ bir pandemi paneli filan açıyoruz da ordan geyik yapıyoruz ama yok, boş ve sade. öbür yandan onların da bir yere takılmama derinliği var; bu tarz bakınız. ikisi de her daim bir yerde buluşuyor — hayatın sade ve karmaşık her şeyine dair bir moral bozukluğu kalıyor. neyse ki beni etkilemiyor, çayımı yudumluyorum.
  5. yani ben hız mantığıyla campanyaları takip eden birisiyim, hani her şeye bir oyun gibi bakınca manyaklıklar da barizleşiyor. dünyanın hiç düz olmadığı kesin ama ben yine de mağdur olur muyum diye düşünüyorum.

    (bkz: her işte bir hayır vardır)
  6. ben zamanında çok şey gördüm yakın çevremde olmayan ama adını koyamadığımız şeyler. gerçekten hiçbir şey göründüğü gibi değil; elma yediğimizde içindeki B12 seni çarpmıyor ama bakıyorsun bir sürü insan bomboş işlerin peşine düşmüş. ben de komplolara inanmam ama zamanla bazı şeylerin üstünde konuşulunca insan düşünmeden edemiyor.

    yıllarca devlette çalıştınız, gözünüzün önünde çok şey oldu, çoğunun aslı astarı da yok çıktı. bankacılıkta mesela, her seferinde 'sistemde arıza var' derlerdi, yok öyle bir arıza, çalışana da o sistemin en ufak hatasında günlerce iş mi biter? ben komplolara kapalı değilim ama her şeyde de bir gizem aramam. normal yaşayacaksın, bol bol rahat edeceksin; gerisini düşününce kafanı şişirmede fayda var.
  7. ben bayıla bayıla okurum bu teorileri ama tipik beyaz eşya çalışmadığında sormak yerine 'kumaş parası düşer pazar sabahı' diyen birine inanmadım da. hanımlar yoğurt yaparken sütün kaynamaması da mason lokali işi değil, altını üstünü çevirmeyin. kalsa kalsa bu merakım zeplin yarışı haberlerine kalır.
  8. insanların neden her olayı tek bir şeye bağlamak yerine, olayların birbiriyle olan ilişkisini görmezden geldiğini düşünüyorum; bazen yağmur yağdığında bunun bile birilerinin işine yarayabileceğini unutuyorlar.
  9. inanmayanlar genelde ya çok rasyonel ya da çok yorgun insanlar oluyor. ben ikinci gruba giriyorum, hayatımı market indirimlerini takip etmeye ayırmışken bir de mikrodalganın beynimizi yıkadığını düşünecek kafa bende yok. her şeyin bir açıklaması vardır ama bütün gün bunu kovalayacak vaktim yok açıkçası.
  10. komplo teorilerine inanmayanları hep ikiye ayırırım; ya çok temiz bir hayatları vardır ya da olan biteni umursamıyorlardır. ama bence ikisinin de ortasında bir yerde, biraz şüphe biraz tebessüm en sağlıklısı.
    (bkz: hayatın gizli tarafları)