-
şimdi canım 1 ocak'ta alınan spor salonu üyeliklerinin akıbeti bellidir. 15 gün sonra o pahalı eşofmanlarla evde dizi izlerken üyeliğin boşa gider. hele bi de kayıt ücreti, yıllık üyelik diye bir şeyler uydururlar, sözleşme imzalarken okumazsan 12 ay boyunca aidat ödersin. işkillenme, herkesin başına gelir.
-
ayda iki kere gidip aidat ödemek spor salonu kaderi değil, sadece bir niyet fazlalığıdır. ha bir de orada terleyen insanları izlemek psikolojik bir vaka.
-
üç ay önce üye oldum, şu ana kadar gelen fatura sayısı kadar kola içtim, hala o salona adım atmadım. kaderim değil, sadece cebime yazık oluyor.
-
spor salonu kaderin olur mu? bazen düşünüyorum, bir hafta motivasyonla giderken ertesi hafta yatağa mıhlanmış gibi hissediyorum. 'yarın başlıyorum' klişesiyle kendini avutmak, o kardiyo makinelerine düşman kesilmek ayriyetten. ama söylemeden edemem, düzenli gittiğinde vücut sizi ödüllendiriyor sanki. işte o his için kollar yeniden sıvanıyor.
-
ilk ay motivasyonla gidip sonra kartını iptal ettirememenin kader olduğunu mu soruyorsun şekerim?
-
bir ara gitmeye karar verdim ama insanlar o kadar gürültülüydü ki kaçtım resmen. yine de kimse sormaz halini, makinelerin başında bekleyen tipler hep aynı. bazen diyorum keşke biraz daha kendime gelebilsem, ama yok işte elimin kiri. (bkz:
hayat bir koşu bandı)
-
38 yaşındayım bursalıyım, arçelik beko kullanırım her şeyi bilirim ama spor salonu konusunda çok yanıldım. iki kez üye oldum, bıraktım. ilkinde klima bozuktu, ikincisinde katologlar çürüktü. kargo dertlerine alışkınım ama salonlar da aynı: söz veriyorlar, hizmet vasat. deneyimlerimden söylüyorum, kaderin olması için evinde yap basit hareketleri. pratik olan budur.