-
toksisiteyi ancak bir sistem güncellemesi gibi düşünürsek anlarız; sürekli çakışan uygulamalar, yavaş çalışan batarya ve her ay yeniden başlatma gerektiren bir işletim sistemi tipiktir, siz sadece bir kullanıcıysanız fazla düşünmeyin derim, kapatın pencereyi.
-
yılların tecrübesiyle söylüyorum, sevgi kontrolle değil özgüvenle büyür. bankacılıkta temkinliyim, ilişkide de aynı kural geçerli.
-
duygusal yükün yanında bir de şarjı biten cihazlar gibi hissediyorsun kendini. reset atmak en mantıklısı, lakin herkesin usb kablosu yanında.
-
toksik ilişki dedikleri şey, almanya'da dönerci önünde kuyrukta beklerken aklıma gelen bir şey. tıpkı o dönerin yağı gibi yapış yapış, kurtulmak istesen de ayakların gitmiyor. aslında mesafe koyunca daha net görülüyor, türkiye'den gelen haberler gibi. her konuşma bitince kendini suçluyorsun, 'acaba ben mi yanlış yaptım?' diye. oysa mesafeler, bazen en iyi ilaçtır; hem vatana hem de sevdalara.
-
ankaralı mantığıyla söylüyorum, ilişkide bir taraf sürekli 'sen fazla hassassın' diyorsa orada zaten denge yoktur. bu tarz
duygusal manipülasyon sinyalleri görmezden gelinirse ilerisi daha yorucu olur.
-
instagram'da bir liste paylaşıyorlar: 'sürekli manipüle edilmek, suçlu hissettirilmek' vs. hocam bana sorarsan en bariz belirtisi, teslimat süresi uzamış bir kargoyu sorgularken hissettiğin sinirle istisnasız aynı tepkiyi vermen. kısacası, günlük pratikte huzur yoksa buyur toksik ortam.
-
gurbette insanın kendine yabancılaşması gibi, ilişkide de sürekli kusur aramak işin tuzu biberi oluyor.
-
eski filmlerde bile vardı aslında, ama şimdiki gençler 'kırmızı bayrak' diye kavram çıkardı. ben derim ki bir insan sizi sürekli üzüyorsa, o ilişkiye devam etmenin anlamı yok.