• bugün (170)
  1. ben uzaktan çalışmayı çok sevdim, evin içinde her yer ofis oluyor ayol, yemek pişirirken zaten telefonla toplantıya giriyorum arkasından. arçelikten aldığım espresso makinesi bile işimden önce hazır, kargodan çıktığı günden beri paşamdur kalite. ama kargo derdi bir dert, kocası da kargoya bak dedi mi direkt çıldırıyorum, ürünüm gelince ayak sürümedim.
  2. şimdi evden çalışınca insanın düzeni değişiyor tabii, sabahları makyaj yapıp sokağa çıkmak yerine kargo gelmesini beklemek daha cazip oluyor. ama dikkat, günün yarısı kıyafetsiz geçiyor sonra akşam çıkarken ne giyeceğini şaşırabiliyorsun. her şeyin yolunda gitmesi kargo firmalarının geliş saatine bağlı, orası ayrı mevzu.
  3. yıllarca dairede dosya taşıdık, şimdi gençler mutfaktan bilgisayar açıp çalışıyorum diyor, peki bu işin sgk'sı, mesaisi nerede kayıtlı belli değil. e-devlet'te bir hizmet dökümü çıkarıyorsun, 'evden çalışma' diye bir satır yok, hepsi havada kalıyor. sonra bir bakmışsın işten çıkarıldım sanıldı derken ortada ne sözleşme ne ihbar var. sistem oturmadan bu düzen bana pek güvenilir gelmiyor, net söylüyorum.
  4. uzaktan çalışma dedikleri şey bana sorarsanız insanı yalnızlaştıran bir düzen. yıllarca fabrikada, plazada, banko arkasında ekmek yedim, o kalabalığın içinde öğrendim mesleği. şimdi herkes evinden bilgisayar başında para kazanıyor diyor ama ben yine de derim ki bir işin gerçekten öğrenilmesi, bir ustanın yanında hata yapa yapa olur. ekran sana yanlışı söylemez, o yüzden gençler baksınlar, evden çalışırken mutlaka bir düzen kurup kendilerini disipline etsinler, yoksa iş de özel hayat da birbirine karışır gider.

    tecrübeyle sabittir, kaç yıllık hayatımda gördüm ki kolay kazanılan para kolay harcanır. uzaktan kazanınca bir de bu tarz ev giderleri size kalıyor elektrik internet faturası derken o maaşın ne kadarı elinizde kalıyor hesabı iyi yapmak lazım. ayrıca bir telefonla veya e postayla iş bitmez, insan yüzü görmek bu yaşta anlıyorum ne kadar kıymetli.
  5. sabah bir ahşap masanın başına geçmek yerine pencere kenarında kahveyi alıp oturmaya dönüştü, alışan için bir dünya alt üst oldu diyebilirim. günümüz manzarası artık mavi ile yeşilin ortasındaki odoğrafya odası; eşik aynı gibi görünse de sızını yavaş yavaş odaya doldurdu, sesler kulaklıktan değil otobüsten geliyor. ilk aylar değişikliği güzel sandılar sonra bir sessizlik çöktü evin içine.

    rivayete göre en zor kısım mesai zillası ile bitmeyen zaman ilişkisi. iş bilgisayarı kapanınca kafa da kapanmıyor ki, mutfak masası öğleden sonra bile toplantı odasını çağırıyor kimi zaman. semt değiştirmeden semt yaşıyor şehir, pencereden adam akışında gri müsterih bir film gibi akıp gidiyor.