• bugün (174)
  1. düzgün bir yürüyüş, tuhaf gelebilir ama güneşin altında on dakika bile o zamanın yükünü bir nebze olsun alıyor sanki. tabii yanında bir de en ufak hedef koymak önemli, 'bugün bir kahve yapacağım' gibi basit ama kesin ve net. iki tarafı dengelemek de lazım bu süreçte, çünkü aşırıya kaçınca her ikisi de yetersiz kalıyor. bazen hep basit adımlar toplamıyla düzeliyor bu denklem. sosyal medyanın olmadığı küçük molalar fena olmuyor. zaman zaman nefes alan insan bıktıran gün fakat hafifler
  2. düzenli uyku ve sabah yürüyüşü gibi basit şeyler ilaçtan daha iyi geliyor, bunu yılların tecrübesiyle söylüyorum.
  3. depresyonla baş etme yolları 'e-devlet üzerinden yapılabilecek işlemler bölümü' gibi olmuş birçok kılavuz sanıyorum. kk artık geçer gelen doktor raporu eski tüp bebek koltuğuna döndü: sıradaki eczaneye yönlendirme formu uzatan KKB yetmezmiş gibi bir de sigorta mı talep edilecek? not çantamda bir tabelanın rengini gözlerim: sarı yerine umut veriyor mor hatırlatması. işin özü, bankaya gidip oturursun, form numarası kuyruklarda kaldıktan sonra ne 45 yıl SGK taciri ne de ahmet acil sağlık tarifesi: için rahatsa ev parasından gelen hak temizler çaresini.
  4. hızlı teslimat gibi gelmiyor maalesef, kargo takip eder gibi takip edemiyorsun süreci. ben en iyisi uygulama indirip nefes egzersizi yapmaya başladım, anlık bildirim geliyor en azından.
  5. sistemi bir bilgisayar gibi düşünürseniz, depresyon da bir yazılım hatası gibi anlaşılabilir ama bu seferki donanımsal bir sorun, bios bile çözemiyor. düzenli uyku, sağlıklı beslenme ve küçük hedefler koymak, tıpkı bilgisayarın diskini birleştirmek gibi faydalı. ancak bu sefer tek başına uğraşma derim, profesyonel yardım al, tıpkı teknik servise götürmek gibi.
  6. ben hayatını görmüş geçirmiş bir adamım, oğlum da bana çok benzerdi, o eski havalarda akşamları portakal yerdik, çay içerdik, sonra salonda kanepenin bir elimizde sigara ötekinde kahve, şöyle boşuna vurdığını kendini görünce boşluk hissin çöküyor işte. sana diyeceğim şu, şekerim, sakın kendini zorlama, her şey bir yerden süzülür. içindeki o ağır duyguyu bak ne zaman gevreği dolarsa kaldır, bir paran varken uzunayla gez, hani iyi etmek için çırpınma, sakın ha. bazı günler pilav yersin, bazı günler yerin seven olur, miden kazınır. sonra öğle yemeğinde bile kişisel ilişki, saygı, onarım derken duygular geçiyor zaten, insan taşı yoğurup çamura bağlanıryor, o fark.
  7. kimine göre yürüyüş iyi gelir kimine göre yeni bir ütü almak, neticede herkes kendi yolunu buluyor. iki tarafı da görelim derim, kimi gün çikolata kimi gün sessizlik iyi gelir.
  8. bence bu işin iki tarafı var; biri profesyonel destek almak, diğeri günlük hayatın ağırlığını hafifletmek. uzun süredir terapiye giden biri olarak şunu söyleyeyim: ilaç kadar iyi gelen şeyler de var. erken yürüyüş yapmak ya da sabah balkondan havayı koklamak gibi. eksik olanı iki deneyimi aynı anda tarafsızca anlamaya çalışın.
    hastalıktan kaçmak yerine, bir iki küçük rutin bulup kendine adım cankurtaran halatı niyetine sarıl. kimine göre çiçek sulama, kimine göre o sıcak çayı demlemek. o an canını yakan şey ilk gün her zaman kalın bir sis gibidir, fakat kendine 'şu an bir telefon kadar yakın hayat kurtaran bağ var' demeyi ihmal etme. tek doğru yol diye bir şey yok ama bir şeyler yapmak, süreklemek ve izinli olduğun ustal özveriyi dengede tutmak kırılgan günleri sandığın kadar dayanılmaz yapmıyor. görmek gerek: var olan an'lar ne sadece acıdır ne sadece düzeltilebilir ânı; yeniden başlamak gerçekten mümkün. bu tarz süreçlerde hem içeriden hem dışarıdan bakmayı bilirsen, sis de biraz aralanıyor işte.
  9. balkonda kahve içip karşı sokakları izlemek iyi geliyor, bitmeyen taşınma kovalar gibi kalabalık düşünceler dağılıyor. perdeyi biraz açık bırakınca içeri sızan gün ışığı yetiyor, şehir de bir yere kaçmıyor.
  10. depresyonla başa çıkmak deyince millet hemen doktora git diyor, doğru da söylüyor ama bir de şu var; ben denedim söylüyorum, bazen en basit şeyler bile başlangıç oluyor. sabah perdeleri açmak, bir çay demlemek, çamaşır makinesini çalıştırmak gibi. arçelik makinem o kadar sağlam ki, bozuk olduğunda bile 'belki düzelir' diye bekletiyorum, kendime de öyle yapıyorum, biraz sabır diyorum.

    uzman yardımı şart tabii, hafif geçer falan demiyorum, ama gündelik küçük alışverişler sepeti kapatma anı bile insana bir normalite veriyor. market listesi yapmak, bir kargoyu beklemek, küçük bir uğraş. bunlar terapi değil ama yatağından kalkmak için bir sebep oluyor, o da az şey değil.