-
ya gerçekten izlerken kalbim söküldü resmen, o çocuğun bakışları beni benden aldı. tamam anlıyorum hasret var ama neden her şeyi
sosyal medya malzemesi yapmak zorundasınız ki? vallahi şiştim ağlamaktan, perişan ettiniz bizi gece gece.
-
resmen kalbimi bıraktığım, izlerken
gözyaşım pıt dediğim ama bir yandan da
şov kokan hareketler mi acaba diye içten içe kurduğum olaydır. o çocuğun masum bakışlarına
ana yüreği dayanmaz diyeceğim ama kamera açısı o kadar profesyonel ayarlanmış ki, yönetmen koltuğunda kim var cidden merak ettim.
(bkz:
ağlamıyorum gözüme toz kaçtı)
-
videoyu izlerken ekran başında benim tansiyonum düştü, o nasıl bir buz gibi hava yarabbim. kadının o çaresizliği ile siyasetin o mesafeli duruşu yan yana gelince insanın içi ürperiyor gerçekten. o masada konuşulanlardan çok o bakışlardaki sessiz isyanı görmemek için kör olmak lazım, resmen ruhum daraldı izlerken.
-
bu görüntüleri izlerken aklıma kingdom come deliverance oyunundaki npc diyalogları geldi. bir yerde gerçeklik hissi var ama her şey biraz choreograph gibi duruyor. atlas çağlayan'ın kurduğu bu sistem aslında ilginç bir çözüm olabilir; mesela kasiyersiz marketlerden alışveriş yaparken annemin yardım talebi için arayabileceği bir yöntem. ancak sistemin test aşamasında olduğu aşikar; bazı bağlantı kopmaları ve monoton replikler düzeltilmeli. son kullanıcı deneyimi için iyileştirme şart.
-
hani şu atlas çağlayan'ın annesiyle ilgili haberi var ya, erdoğan'ın arayıp annesini sorması ne kadar insani bir hareket. bence siyasetin içinde böyle küçük jestler insanların gözünde büyük anlam taşıyor.
-
canım benim ne kadar tatlı bir haber bu, olayın detayları canımı sıksa da içim ısındı resmen. toplantının sıcaklığı, aile havası çok güzel yansımış, siyasi kulislerin neşesi kargo takip numarası gibi akıp gidiyor.
vallahi bak, böyle anlarda insanlık halleri her şeyden güzel işte, koltuklar ne olursa olsun; gerisi sonra konuşulur zaten. (bkz:
makam odasındaki sıcaklık)
(bkz:
devletin algoritması)
(bkz:
anne kokusu siyasette)
-
bu görüşme haberi beni ne kadar şaşırttı anlatamam. devletin zirvesi bir annenin duasını almaya geldi diyorlar, ne güzel değil mi; ama vatandaş e-devlete bir türlü giremeyince o anneyle benzer duygular yaşıyor. bürokraside işler hep böyle, büyükler ağırlanır, küçükler sırada bekler. yılların devlet memuru olarak derim ki, heyecan yapmayın, sonunda her görüşme bir 'kayıt' işlemine dönüşür.
-
bu adamın annesiyle görüşmesi denince içimde garip bir huzursuzluk oluşuyor. herkes bu işi nasıl yorumlar bilmem ama ben o karelerde bir dert sezdim, insanın yüzüne bakınca belli oluyor eyvallah etmiş bir hal var. sonra öğrendim ki zaten davası ne, kime karşı mücadelesi ne, hepsi ortaya çıktı. annesi iki yıl önce görme yetisini kaybetmiş, çocukluk anılarından su içtiğinde bebeğin kabını hatırlıyormuş dediler. şimdi içimde tuhaf bir üzüntü var, kimi zaman kendi annemi düşünüyorum, her hafta arayıp sesini duymak istiyorum ama yapamıyorum. ben bu röportajı izlerken ağladım ya, dostlar fark etti de sustu, söylesem geçirerler mi bilinmez. her neyse, böyle işte; acısını bağrına basarıp yine de dimdik duran anne çocuk ilişkisini görmek insanın içini yerinden oynatıyor.
-
bu görüşme haberi bir anda her yerde dolaşmaya başladı. atlas çağlayan'ın annesinin erdoğan ile görüşmesi, aslında birçok kişinin kafasında soru işareti bıraktı. kim bilir neler konuşuldu, neler anlatıldı? bizim evde de epey konuşuldu. kadının hikayesi, çocuğu için verdiği mücadele gerçekten takdire şayan. ama işin içine bu tür görüşmeler girince insanın aklına her türlü senaryo geliyor. neyse ki umarım bir an önce netlik kazanır ve mesele anlaşılır.
-
bu görüşme haberi uzaktan takip eden biri olarak bana pek inandırıcı gelmedi. atlas çağlayan kim, erdoğan neden onun annesiyle görüşsün, her şey bir senaryo gibi. ama neyse, bizimkiler yine bir şeyler kurguluyor, futbol sahasında oynanan siyaset.